Monthly Archives: Eylül 2009

Bolca CAN ve gürültü konusu :)

Bu yaz tatilimizin iki haftası Ramazan ayına denk geldiği için tatil mekanları çok boştu. Otel boştu, plajlar boştu ama bu bizim işimize geldi doğrusu. Can’ın çığlık ve bağırma ve çeşitli seslerden oluşan muhabbeti daha az insanı rahatsız etti 🙂 Çocuğu olanlar eminim ki hoş karşılıyordur fakat çocuk büyütmemiş olanların rahatsız olmalarını da çok çok iyi anlayabiliyorum. Ama hiç kimseyi rahatsız etmeyelim diye de hiçbir yere çıkmamak herhalde doğru bir şey olmaz değil mi 🙂 diye kendimi rahatlatmak istiyorum.

Sonuçta her şekilde insanların niyeti belirliyor davranışlarını.

Ben kimseyi rahatsız etmemek için hassas davranıyorum, insanlar da öncelikle benim bu yaklaşımımı hissediyorlar. Yani niyetimi. Ve karşı taraf da aynı şekilde iyi niyetliyse sorun çıkmıyor. Bu gürültü meselesi en çok alt ve üst komşularla olan ilişkilerde etkili oluyor sanırım. Özellikle iki yaş civarında bir çocuğunuz varsa ve bu çocuk her türlü aletle her türlü sesi çıkarma denemelerini mütemadiyen yapmak istiyorsa onu engellemenin bir yolunu bulamıyorsunuz. Özellikle de evinizde yapmanız gereken işler varsa. Ayrıca engelleme çabalarınız olsa bile bu onu daha da istekli olarak o davranışı yapmaya itiyor. Bence, tek yapılması gereken sabır bu dönemde…

Tatil Manzarası

Merhaba soft günlük 🙂
Sana muhteşem bir deniz manzarasının önünde balkonda oturup bir şeyler yazmak istedim. Yarın tatilimizin Çeşme’deki son günü ve İzmir’e geçeceğiz. Can her zamanki gibi olabildiğinin en uyumlu şekliyle günlerini geçirdi. Annesi, babası yanındaydı, denize giriyordu kumların üzerindeki çocuk bahçesinde oynuyordu, çok mutluyu aslında. Ama tabiî ki bu yaşta davranması gerektiği gibi davranıyor, bazen sabrımızı ölçecek şekilde bir şeyleri inatla istiyor veya istemiyor. O kadar olacak. Bu yaştaki bir çocukla yapılabilecek güzel tatillerden bir tanesi oluyor bana göre. Belki de ben kendimi kendim için hiçbirşey yapamayacağım diye çok hazırladım, ondan dolayı Can’ın babasıyla geçirdiği her dakikanın keyfine vara vara yaşadım. Can bir iki aydır babasıyla ciddi anlamda eğlenmeye başladı.
Dün akşam Nursemin’le de aynı konuyu konuştuk. Bebeğin doğumundan itibaren anneye giderek azalan bir bağımlılığı oluyor ve de karşılıksız bir hizmet gerekiyor. Elbette çok güçlü bir iletişim söz konusu ama görünür değil somut değil o zamanlar. Aylar geçtikçe gözle görülür bir iletişim kurmaya başladıkça ve babaya bu anlamda karşılık verdikçe, baba da ona daha bir hevesle yaklaşıyor. Okan da zaten çocukları genelde çok seven bir yapıya sahip. Bu potansiyelin ortaya çıkmasını bekliyordum açıkçası 😉 Çocuğuyla iletişimi girerek artıyor ve umarım daha da iyi olacaklar. İkimiz de Can ile ilgili farklı şeylere daha önem veriyoruz, çoğu konuda da farklı düşünüyoruz. Can ikimizin bu farklı tarzlarıyla büyürken umarım ki her ikimizden de kendisi için faydalı olanları çeker alır.

Günlük Rutinlerimiz

Bugün Ankara’da hava çok sıcak olmayan bir yaz günü gibi. İstanbul’daki fırtınalardan bir parça buralara da gelir diye tahmin ediyorduk ama görünürde bir işaret yok. Can her zamanki gibi bütün gününü koşarak, oynayarak ve yemek yiyerek geçiriyor. Artık Gülderen teyze’nin söylediği şarkılara eşlik ediyor, şarkılardaki hareketleri karşılıklı yapıyorlar. Ben öğlen gibi işe gidiyorum. Onlar da yemek yiyip uykuya geçiyorlar. Uyandıktan sonra parka çıkıyorlar genelde. Akşam ben geldiğimde parkta yaptıklarını anlatıyor, arkadaşlarının hareketlerini taklit ediyor. Biraz sonrasında babası gelince babasıyla oynuyor sonra yemek yiyoruz ve biraz daha oynayıp saat 10’da küt diye uyuyakalıyor. Biz de enerjimiz hala kalmışsa ya televizyon seğrediyoruz ya da internette birşeyler bakıyoruz. Ankara’daki günlük rutinimiz bu şekilde bu aralar.
Bu C.tesi bu yılki üçüncü tatilimize gideceğiz. Son tatilimizi eylül’e bıraktığımız için tatil modundan henüz çıkmadık Ankara’daki pekçok kişi kış moduna çoktan girdi aslında.
Yaz mevsimi kışa oranla daha iyi geçiyor, Can daha az giyiniyor, daha çok dışarı çıkıyor, tatilde deniz kenarında çok mutlu oluyor, iştahı daha da açılıyor, keşke öyle bir işimiz olsaydı ki kışları ankarada yazları da bir sahil kasabasında yaşayabilseydik.
🙂
Bize iyi tatiller
Bu sefer bilgisayarımı yanıma alıyorum, orada da yazabileceğim.

Can Büyüyor

Tatil dönüşü can’a bir haller oldu!
Bağırmayı ve koşmayı keşfetti!
Sürekli bağırıyor, evde, balkonda, parkta her yerde mütemadiyen! Neşeyle bağırıyor çocuk 🙂
Yokuş aşağı koşmaya bayılıyor. Tutmayacağız ve o yokuştan aşağı koşacak 🙂 Kahkahalar atarak koşuyor 🙂 Sonra ellerini dizlerine koyuyor futbolcular gibi biraz dinlenip tekrar başlıyor 🙂
Tatil fotoğraflarında kendisini görünce elini ben der gibi göğsüne koyuyor, acaba ne düşünüyor o anda 🙂