Monthly Archives: Kasım 2009

Kitap Sevgisi

Doruk geçen ay kısa bir süreliğine bize misafir olmuştu. Can’ın yanında her zaman böyle tatlı böyle kibar abiler olsa hem çabucak konuşurdu hem de hiç sıkılmazdı 🙂 Çok güzel oynadılar birlikte.
Bizimkinin kitap sevgisi ise inşallah hep böyle devam eder, kitapta ay dedeyi ararken…

Domuz gribinin diğerlerinden farkı

ntvmsnbc’de okuduğum habere göre,

ateş mevsimsel gripte genellikle görülüyor, domuz gribinde sıklıkla rastlanıyor (38.3 derece)
öksürük mevsimsel gripte kuru ve kesik öksürük görülüyor domuz gribinde kuru öksürük görülüyor.
ağrı mevsimsel gripte orta dereceli vücut ağrısı görülüyor domuz gribinde ciddi boyutlarda acı verici ağrılar oluyor.
burun akıntısı mevsimsel gripte yaygın bir belirti domuz gribinde çok az görülüyor.
halsizlik mevsimsel gripte yaygın domuz gribinde ciddi derecede görülüyor.
baş ağrısı mevsimsel gripte yaygın domuz gribinde pek görülmüyor.
boğaz ağrısı mevsimsel gripte genelde rastlanıyor, domuz gribinde sık olarak görülmüyor.

Çok belirgin farklar yok. Zaten mevcut grip vakalarının yüzde doksandokuzu domuz gribi diye heryerde söyleniyor. Dilerim bu hastalığı geçirmiş veya geçiren insanlar veya çocuklar etrafları tarafından dışlanmazlar. Bu işin hem fiziksel hem de ruhsal sonuçları olacak..

Gönül Yorgunluğu

Geçen gün hayatında ilk defa kustun benim güzel kuzum 🙂
Anne olan arkadaşlarımdan duyduğum bir söz var, “insanın gönlü yoruluyor” derler, ne kadar güzel ve özlü bir ifade şekli.. Çocuğunun hastalanması insanda tam olarak böyle bir etki bırakıyor.

Hasta olmanın önüne geçilemiyor ve sonrasında da yapabileceklerimiz sınırlı. Herşeyi yapıp iyileşmesini bekliyorsunuz. Kısaca bu, ama o süre içinde insanın içindeki duygu hallerini anlatacak olsam sayfalara sığmaz..
Üstelik her türlü hastalığın veya karşılaşılan zorlu durumların önemli bilgiler taşıdığı, görebilirsek bize rehberlik ettiklerini biliyorum. Buna rağmen öyle yerleşmiş bir durum ki hastalığı sevmemek ve uzak kalmaya çalışmak… bilinçaltımıza yerleşmiş bu kalıpları kırmak çok zor.
Evlat büyüdükçe hastalıklara da alışılacak sanırım…Ne kadar alışsak da evlatların sadece hastalıkları değil büyüdükçe yaşadıkları bütün zorluklar anne ve babaların gönlünde sızılar yaratacaktır, bu bir gerçek.. duygu insanı olduğumuz gerçeği gibi..

Cinsellik

Kanunlar gereği çocuğunuz okula gitmek zorundadır. Ama siz, onun ana babası olarak okulla sınırlı olmamalısınız. Siz kendi deneyiminize dayanarak biliyorsunuz ki, okul çocuğa sadece enformasyon verir. Bu da yalnızca tek bir merkezi geliştirir, öyleyse boşlukları doldurmak için bu enformasyonu yaşama geçirmesine yardımcı olmalısınız. Aslında bu bir ödündür ama ödün bile hiçbir şey yapmamaktan iyidir.

Cinsellik problemine gelince; çocukların eğitiminde hiçbir zaman doğru dürüst dile getirilmeyen önemli bir sorun vardır. Modern eğitimin garip özelliklerinden biri de şudur ki, bu konuyla ilgili olarak çocuklar hemen hiç rehberlik almadan büyürler; bunun sonucu olarak da cinsellik konusu nesiller boyunca takınılan yanlış tavırlar yüzünden çarpıtılmış durumdadır. Bu durum, yaşamda karşımıza çıkan pek çok yanlış sonucun da ana sebebidir. Bu tür eğitimin neticelerini açıkça görüyoruz. Her birimiz kendi deneyimlerimizden biliyoruz ki, yaşamın bu önemli boyutu neredeyse tamamen çarpıtılmıştır. Bu konuda normal olan bir insan bulmak çok zordur.

Bu bozulma tedricen meydana gelmektedir. Cinselliğin tezahürleri bir çocukta dört ila beş yaşlarında görülmeye başlar ve eğer rehberlik olmazsa kolaylıkla yanlış yönlere gidebilir. Bu dönem, öğretmeye başlamak için uygun zamandır ve kendi deneyimleriniz size yardımcı olacaktır. Çocukların bu konuda normal olarak eğitilmeleri çok nadir görünen bir durumdur. Çocuğunuz için üzülürsünüz ama hiçbir şey yapamazsınız. Sonra, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi kendine anlamaya başladığında ise genellikle artık çok geçtir ve olan olmuştur.

Bu konuda çocuklara rehberlik etmek çok ustalık isteyen bir iştir, çünkü her bir vakanın bireysel olarak ele alınması ve çocuk psikolojisi konusunda eksiksiz bir bilgiye sahip olmak gerekir. Eğer bilginiz yeterli değilse çocuğa rehberlik etmek çok risklidir. Bir şeyi açıklamak veya yasaklamak, çoğu zaman onun kafasına bir fikir sokmak, yasaklanmış meyvaya yönelik bir dürtü oluşturmak ve merakını körüklemek sonucunu doğurur.

Cinsellik merkezi, yaşamımızda çok büyük bir rol oynar. Düşüncelerimizin yüzde yetmiş beşi bu merkezden gelir ve bunlar, diğer bütün düşüncelerimizi etkilerler.

(Gurdjieff)

Çocukları uyku sırasında telkin vererek eğitmek

Soru: Çocukları uyku sırasında telkin vererek eğitmek şeklinde bir yöntem var. Bu iyi bir şey midir?

Cevap: Bu tür telkinin bir insanı yavaş yavaş zehirlemekten farkı yoktur, bu teknikler iradenin son kalıntısını da ortadan kaldırmaktadır. Eğitim çok karmaşık bir konudur. Çok yönlü ele alınmalıdır. Örneğin çocuklara fiziksel egzersizden başka hiçbir şey vermemek yanlıştır.

Genel olarak eğitim, zihnin biçimlendirilmesiyle sınırlandırılmıştır. Kendisinden bir şiir ezberlemesi istenen bir çocuk, tıpkı bir papağan gibi, hiçbir şey anlamadan şiiri ezberler. Üstelik ana babası da onun bunu başarmasından mutluluk duyarlar. Okulda da yine mekanik olarak bir şeyleri öğrenmeye devam eder ve iyi dereceyle mezun olur; aslında ne bir şey anlamış ne de hissetmiştir. Zihninin gelişiminde kırk yaşında biri kadar yetişkindir ama özünde on yaşında bir çocuk olmaya devam eder. Zihninde hiçbir şeyden korkusu yoktur ama özünde korkmaktadır. Ahlaki değerleri tamamen otomatik ve yüzeyseldir. Onu da, tıpkı şiiri anlamadan ezberlemesi gibi öğrenir. Fakat çocuğun özü, iç dünyası; hiçbir rehberlik olmaksızın kendi haline bırakılmıştır.
 
Eğer bir insan kendisine karşı samimiyse, ne çocukların ne de yetişkinlerin ahlaki değerlerinin olmadığını kabul etmek zorundadır. Bizim sahip olduğumuz moralite, bütünüyle teorik ve otomatiktir ve eğer samimiysek, ne kadar kötü olduğumuzu görebiliriz. Eğitim, doğayla hiç ilgisi olmayan bir tür maskeden başka bir şey değildir. İnsanlar bir yetişme tarzının diğerinden iyi olduğunu düşünürler, fakat aslında hepsi de birdir. Bütün insanlar aynıdır ama her biri de karşısındaki kişide bir kusur bulmakta çok acelecidir. Öte yandan hepimiz de kendimizdeki kusurlara karşı kör gibiyizdir. Eğer bir insan özüne karşı samimiyse, kendisini karşısındaki kişinin yerine koyar ve ondan daha iyi olmadığını anlar.
 
G.I.Gurdjieff

“Gerçek Dünyadan Manzaralar” adlı kitaptan
G.I. Gurdjieff’in 1 Mart 1924 tarihinde ABD, New York’da yaptığı konuşmayı çeviren: Faruk Gültekin

Çocuk Eğitimine RUHSAL BAKIŞ

Aşağıdaki metin biraz ağır gelebilir ama çok çok önemli bilgiler içeriyor.
Gürdjieff isimli zat,bir ruhsal öğretmen,bir Hristiyan mistiği imajından çok bir Zen ustası veya bir Sokrat figürüne benzeyen bir zattır. Onu tanıyanlar tarafından tek kelimeyle insanların benzersiz bir “uyandırıcısı” olarak görülen bu insan, insan bilincinin geliştirilmesi için özel bir metodolojiyi barındıran bir okul bırakmıştır.

Soru: Bir çocuk ne dereceye kadar yönlendirilmelidir?
Cevap: Genel anlamda konuşursak, bir çocuğun eğitimi; yaptığı her şeyin onun kendi iradesine dayanması gerektiği prensibine oturtulmalıdır. Hiçbir şey ona hazır olarak verilmemelidir. Ona sadece fikir verebilir, rehberlik edebilirsiniz; hatta öğretirken bile dolaylı yoldan öğretin, uzaktan ve başka bir noktadan hareket ederek ona rehberlik edin. Ben asla doğrudan öğretmem, aksi takdirde öğrencilerim hiçbir şey öğrenemez. Eğer bir öğrencimin değişmesini istiyorsam, uzak bir konudan başlarım veya bir başkasıyla konuşurum, böylece o öğrenir. Çünkü bir şey çocuğa doğrudan söylendiği zaman mekanik olarak eğitiliyor demektir ve öğrenci daha sonra kendisini de eşit derecede mekanik olarak ortaya koyacaktır.
Kendisini mekanik olarak ifade eden biri ile birey olarak adlandırılabilecek olan bir kişinin kendisini ifade edişi çok farklıdır. Birincisi yaratılmıştır, oysa ikincisi yaratmaktadır. İlki bir yaratım değildir, kendisi tarafından değil insanlar tarafından oluşturulmuştur. Bunun sonucu, hiçbir orijinalliği olmayan sanattır. Bu tür bir sanat çalışmasındaki her bir çizginin nereden geldiği, kolaylıkla görülebilir.

G.I.Gurdjieff
“Gerçek Dünyadan Manzaralar” adlı kitaptan
Ruh ve Madde Yayınları