Uyku düzeni

Can’ın uyku düzeninden ve benim hallerimden bahsetmek istiyorum. Bizim Can doğduğundan beri ilk ve tek sorunumuz uyku saatleri olmuştur. Üç yaşına iki ay kaldı halen devam ediyor bu sıkıntı. Gerçi bana göre bir sıkıntı ama başka annelere göre olmayabilir. İlk üç ay zaten gaz problemi yüzünden kesintisiz uyuyamıyordu. 2 saat blok uyusa mucize olmuş gibi seviniyordum. Üç ay sonra gaz problemi bittiğinde bu süre de 3-4 saate çıktı ve benim için çok büyük mutluluktu. Ne var ki üç yaşına kadar geceleri hiç uyanmadan uyuduğu günler sayılıdır. Mutlaka uyanır ya bir ya iki kez. Altı aylık olduktan sonra kendi odasında kendi yatağında yatmaya başlaması belki de hataydı diye düşünüyorum. Çünkü uyandığında yanına gidip elini tutardım ve tekrar dalardı. Her anne gibi benim de sinirlerim harap oluyor uykusuz kaldığımda. İlk aylar sadece bu yüzden oturup ağladığım olmuştur. Son bir senedir yaptığımız şey ise, gece veya sabaha karşı uyandığında alıp yanımıza getirmek. Uykuya aynen devam ediyoruz ve sabah geç kalktığımız bile oluyor. Uykusuzluk sorunum bu şekilde çözümlendi. Hem Can’la birlikte uyumanın ve uyanmanın keyfini de yaşıyoruz böylece. Muhteşem birşey. Hiç ama hiç, alışır daha fazla ister, alışır hep ister gibi şeyler düşünmüyorum. Her çocuğun bunu yapacağı belli bir dönemi var zaten, doya doya yaşamak varken niye kendimi kasayım?
Şu anki sorunumuz, akşam uykuya dalış zamanıyla ilgili. Gündüz bir buçuk saat  kadar uyuyor. Akşam ise 11-12den önce uykuya geçmiyor artık. Ben de akşam altı gibi eve geldikten sonra yemek ve oyun faslına vakit ayırıyorum ama saat on gibi artık pilim bitmiş oluyor. Biraz da kendime zaman ayırmak istiyorum. Hadi on buçuğa kadar idare ettim diyelim, o saatten sonra artık Can’a kayıtsız kalmaya başlıyorum. Artık uyku vakti diyorum, seninle oyun oynamayacağım diyorum, eğer uyumak istemezsen kendi kendine oyna diyorum, bırakıyorum ve kendi yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Tabi hemen mızmızlanmaya başlıyor. Zaten babası da götürse ben de götürsem yatakta uykuya geçmesi en az yarım saat. Yani anlayacağınız bir mücadeledir sürüp gidiyor akşam bu zamanlarda.. Böyle yaptığım için kendimi suçlu hissediyorum ama sinirlerim bozuluyor ne yapabilirim.. Bu şekilde ona bir çeşit ceza vermiş oluyorum biliyorum. Ama ben de insanım. Ve bu davranış da doğru değil.. Yine de yapıyorum.. İnsanın yalnızca kendi yapmak istediği şeyi yapması meğer ne lüks birşeymiş…
Sonuç olarak Can’ın sabrımın sınırlarını zorlaması başta hiç hoşuma gitmese de daha sonraları iyi ki yapıyor diyorum. Hayat sınırlarını zorlamadıkça insan yaşadığını hissedemiyor çünkü. Benim düşüncem bu 🙂

You may also like

2 comments

Leave a Comment