Anaokulu için doğru zaman?

7 Ocak’ta 3 yaşı doluyor ya, beni bir heyecan bastı. Anaokuluna gidecek ya, beni iyiden iyiye bir telaş hali basıyor  çünkü oğlumun hayatında çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

Şimdi bu olaya taktığım için başıma normalin dışında aksilikler gelebileceğini de düşünüyorum ve iyice gıcık oluyorum kendime.

Bakıcımızdan memnun olmama rağmen son günlerde Can’ın evde sıkıldığını gözlemliyorum. Bütün o oyunlara rağmen sıkılıyor. Gülderen teyze kreşçi olmamış olsa ne yapardık acaba? Kadıncağız pamuklardan kardan adamlar mı yaptırmıyor, suluboyalarla çam ağaçları mı çizmiyor, legolardan desen yine öyle, ama demek ki bir yere kadar. Çocuk başka çocuklarla olmak istiyor. Hem Gülderen teyze yoga veya drama türü şeyler yaptıramazki o kadar da değil 🙂

Okan’ın hastalık konusundaki “normal dışı” hallerinden korktuğum için bu kışı böyle geçirmeye karar vermiştim ama mümkün olacak mı diye düşünmeye başladım şimdi.
Her gün benimle işe gelmek istiyor. Ofisi bildiği için ve çok sevdiği için ısrar da ediyor. Benim de içim gidiyor onu öyle bırakırken. Bıraktığım saat de onbuçuk falan…Sabah dokuz akşam altı çalışan anneler nasıl yapıyorlar diye düşünüyorum, ne kadar zor, ben ne kadar şanslıyım…

Konuyu dağıttım esas yazmak istediğim, Can’ın kreşe nasıl uyum sağlayacağı hakkındaydı. Özlem’in dediği gibi bence en önemli şey ilk gün karşılaştığı öğretmene ısınması.. Bir öğretmen sanırım sadece onunla ilgileniyor ilk günlerde, işte o öğretmeni severse ilk adımı attık demektir…

Bazen diğer çocuklarla çok uyumlu görünüyor bazen de çok zorlanacakmış gibi hissediyorum. Altı aylıktı bakıcımız geldiğinde, o zamandan bu yana sürekli birebir ilgilenildi, birebir oynandı, kısacası gözünün içine bakıldı. Belki ev işleri de yapan bir bakıcımız olsaydı, evde çok sıkılacak ve okula çok severek başlayacaktı. Ama şu anda zaten okul havasında geçiyor günleri. Çocuk resmen özel öğretmenle çalışıyor :))
Bakalım neler yaşayacağım 🙂

You may also like

Leave a Comment