Can’dan kare kare..

Geçenlerde Ebru Deniz’in son günlerdeki maceralarını ben de Can’ın yaptıklarını birbirimize yazdık. O kadar hoşuma gitti ki, heba olmasın diye buraya da aktarayım dedim. Başka şehirlerde yaşayınca, yazmak en büyük paylaşım aracınız olabiliyor. Çok da keyifli !
Bizim olayımız tam olarak dört tane hayvan. Sırayla fil zürafa zebra aslan. Bu muhteşem dörtlü Can’ın en önemli dostları. Dizilme sıraları var. Yanlış sırayla dizersen (veya çizersen) bağırınıyor yanlış yaptın diye. Sıra çok önemli. Ve tabii diğer hayvanları da bu dörtlünün arkasından geliyor. Kutup ayısı, at, inek, goril, koala, ne ararsan var. Hepsi her gün odasında halının üzerine çıkartılıyor. Legolarla karışık hayvanat bahçeleri yapılıyor. At çiftliği var çitleri vs. çiftlikte hangi hayvanlar olursa oraya konuyor, mesela timsahı koyuyorsun kızıyor çiftlikte timsah olmazmış. Hayvanların ingilizcelerini söylemek de ayrı bir ilgi alanı, hepsini öğrendi sırayla dizdiğinde her gün söylüyor. Kesinlikle araba olayı yok. dönüp de bakmıyor bile. En son denemede bir uzaktan kumandalı araba aldım ona belki ilgisini çeker ama ona da bakmadı! Çok ilginç gelmekle beraber hoşuma gidiyor bu.

Hayvanlarla eşdeğer bir tutkumuz da sayılar. Odasında çeşitli yerlerden kesilmiş bir sürü sayılar yapıştırılmış durumda elletmiyor. Resim yaparken sayıları çiziyoruz. Sayılı legoları var, sıraya diziyor onları bunlarla uyuyacağım diyor 🙂 O’na ELC’den bir kavanozun içinde mıknatıslı harfler aldım, son günlerde buzdolabının üzerinde onlarla oynuyordu. Geçen gün sabah gözünü açar açmaz bana “anne ne kadar çok harf var değil mi” dedi. kafası karışmış sanırım :)))

Son haftaların en büyük tutkusu da şekiller.. yani üçgen kare daire diktörtgen ve oval. Babası gelince bilgisayarın başına geçiyorlar ve painti açıp bu şekilleri yapıyorlar. sonra içlerini boyuyorlar. bir de renk takıntısı var Can’ın. Mesela resim yaparken önce mutlaka mavi sonra siyah ve sonra da kırmızı boyanıyor. Şekiller de öyle.

Winnie the Pooh seğrediyor, akşam benimle olan konuşmalarına oradaki cümleleri de katıyor. Mesela yarış yapıyoruz “aferin buster çok iyi koştun “diyor 🙂

Geçen gün “arıların gözleri ne renk olur” diye bir soru geldi! Bilmiyorum dedim ama dumur vaziyetteyim tabi:)

Tamir olayı bizde de var ama her gün değil. Arada bir gidip kutuyu çıkartıyor tamir edeceğim diye. çekiç alıyor, tornavida alıyor duvara vuruyor ediyor bişeyler. Sonra sıkılıyor.

Mutfakta Denize benziyor o da ben ne yapıyorsam gördüğü anda “yardım edebilir miyim diye gelir yanıma. Artık can da tencereleri sıçratmadan karıştırabiliyor. Makarnayı mercimeği tencereye boşaltabiliyor falan. Aynen Can da Deniz gibi bıçak varsa sofrada, dikkat et diyor bana 🙂 yemek yerken çok az döküyor ama ben yedirdiğim için kendisi başından sonuna kadar yemek yemiyor sıkılıyor. Çok sevdiği bir yemek olursa bitirene kadar kendisi yiyor. Yok değilse biraz kendi yiyip bana yedir diyor.

Benim yüzümü düşük gördüğünde “anne üzgün müsün”diye soruyor sonra “üzülme” diyor. Bazen de “anne mutlu musun” diye soruyor üzgünsem.

You may also like

1 comment

Leave a Comment