Elvan Demirkan’dan müthiş bir yazı..

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/demirkan/2011/03/19/kim_daha_uzun_yasiyor

Kim daha uzun yaşıyor?

Etrafımda sağlıklı yaşam hakkında ileri geri mutlaka bir şey söyleme ihtiyacı olanlardan bunalmaya başladım.
Geçenlerde İstanbul’dayken, bir yazar arkadaşım ile yemek yiyoruz… Garsona dönerin kömürde mi, yoksa gaz da mı piştiğini sordu.
Garson; “Gazda efendim” deyince arkadaşım hemen lafı yapıştırdı: “Çok yanlış, kanserojen etkisi var, kömürde pişirin!”
En komiği de, bunu söylerken elinde sigara vardı!

DOYUMSUZ OLUYORUZ
“O bitkinin suyu kilo verdiriyormuş, bu hap cildi geriyormuş” diye konuşulan ortamlardan, çaktırmadan sıyrılıyorum.
Belki de hayatın değerli olduğunu söyleme şeklimiz bu. Ama her gün mutlaka bir avuç ceviz yiyip ne bileyim mesela maydonoz suyu içmezsek uzun yaşayamayacak mıyız yani? Hayat, bu kadar mı kaçınılması gereken bir hastalık?
Yaşlanmaya karşı kontrol tükendikçe de tahammülsüz ve doyumsuz bir insan olup çıkıyoruz.
Belki de uzun ve iyi yaşamak için hangi hapı ve diyeti kullanmak gerektiğine bu kadar takılacağımıza, nasıl bir hayat yaşadığımıza bakmamız gerekiyor…

YAŞAMAYI KAÇIRMIŞIM
Bunu, en iyi geçtiğimiz yıl içinde anladım…
44 yaşında bir öğrencim, hayatımda tanıdığım en sağlıklı beslenen, her gün birkaç mil koşan, vücudunda bir gram yağ olmayan bir kadındı.
Her şeyin mükemmel ve istediği gibi gitmesini isterdi.
Bir gün akciğer kanserine yakalandığını öğrendi ve o taş gibi kadın dört ay içinde gözümün önünde eriyip gitti.
O süre içinde kendisine yaşam danışmanlığı yapmamı istedi.
Ölmeden kısa süre önce bir gün bana şunu söyledi: “Sağlığımı ve gençliğimi kaybetme korkusu ile takıntılı bir ömür geçirdim. Şimdi bakıyorum da, aslında yaşamayı kaçırmışım…”
11 yıl önce geçirdiğim ağır trafik kazasından, mucizevi bir şekilde kurtulmuş birisi olarak benim de hayat felsefem zamanla değişti… İlla genç kalmaktan değil, hayattan tatmin oluyorum.
Açıkçası, 45 yaşımda olduğuma kimse inanmıyor. Vitamin almam, güzellik merkezleriyle işim olmaz, yüzüme iğne değmemiştir, dengeli ama takıntısız beslenirim.
Beni gerçekten genç tutanın; deneyimlerimle, yeteneğimle, ilgi alanlarımla kendimi yetiştirdiğimi hissetmem olduğuna inanıyorum.

SIRRI DAHA DERİNLERDE
Bu sabah haberleri izlerken, kendimi daha da iyi hissettim.
Bilimadamları uzun ömür ve sağlığa farklı bir anlayışla bakıyorlarmış artık. Ne genlerimizin, ne yediğimizin, ne sporun sağlığımızda rolü var ama hayatın zorluklarına karşı ‘dümeni yumuşak tutabilme’ ve sebat edebilme yeteneği, uzun ömrün belirleyici unsuruymuş. Bir de çok çalışmak…
Zor ve anlamlı bir şeyi başarmak için uğraşmak, insanı hayata bağlıyormuş.
Bence, cevizde mi yoksa balıkta mı daha çok omega-3 olduğuna takılmayı biraz bırakalım. Uzun yaşamın sırrı daha derinlerde…
Bu yazıda “Sağlığınıza dikkat etmeyin” demek istemiyorum tabii. Belki de iyi ve uzun bir hayat yaşamak için bu kadar dehşetle vitaminlerin, kürlerin, diyetlerin peşinden koşmak gerekmiyor.
İyi yaşamak, bedeli ne olursa olsun elinizdekini kaçırmamak için sımsıkı tutarak yaşamak yerine, biraz da belirsizliğe teslim olarak yaşayabilmek bence…

You may also like

Leave a Comment