Anaokulu Günlüğü..

Nisan başında başlamıştı ama bana daha uzun geliyor! Nasıl alıştık böyle okula biz 🙂

En güzeli de Can’ın tam uyumlu moda geçtiğini görmek oldu benim için. Artık arkadaşları var, anlayacağınız gözlemleme safhasından durumların içine dalış safhasına geçti 🙂 Hatta ve hatta öğretmeninden kendisi ve birkaç oğlan için sınıfta azıyorlar lafını bile duydum 🙂

Haziran’da tam güne geçiyoruz. İki ay yarım gün devam etmesi benim açımdan biraz zor oldu fakat Can’ın yaşadığı değişim yumuşak olmuş oldu, değer mi değer 🙂 Her zaman olur mu olmaz 🙂

Okul benim beceremediğim ortamları oluşturuyor onun için. Kimse yedirmiyor yemeğini, kendisi yemek yemeyi öğreniyor, ancak yemeğin sonunda kalan kısmı için öğretmeni yardımcı oluyor. Kendi kendine oyuncaklarıyla oynama becerisini kazandırıyor. Bir annenin bulunduğu yerde bu mümkün değil. Kendi kendine birşeyler yapması benim konforumu artırıyor ama daha da önemlisi onun ileride kendi kendiyle olmaktan keyif alabilecek bir insan haline gelmesine yardımcı oluyor. Günümüzde bunu yapabilen kişiler Türkiye’de pek yok. Sürekli birileri veya birşeyler tarafından oyalanma isteği içinde insanlar. Bilgisayar oyunlarına bağımlılık niye var örneğin?  Yalnızlık güzeldir diye bir düşüncem yok tabiki. Önemli olan burada insanın tek başına kaldığında bir eksiklik hissetmemesi, kendi kendiyle huzulu kalabilmesi, kafasındaki düşünceleriyle mutlu kalabilmesi. Bunun çocuklukta kazanıldığını sanıyorum.

Sonuçta anaokulu, evdeki krallık ortamından çıkıp her istediğinin her istediği anda olmadığı bir ortamın içine koyuyor çocuğu. İstenecek birşey mi hayır 🙂 çocuk için gerekli birşey mi evet 🙂

You may also like

1 comment

Leave a Comment