Monthly Archives: Eylül 2012

Yeni okuyucular..

Bugün de bir abonelik isteği geldi : ) çok mutlu oluyorum siteye bakanlar çoğalıyor giderek..

Abonelerden bir isteğim var! Bana yazı gönderir misiniz? Eğer yazı konularım ile ilgili söylemek istediğiniz birşeyler varsa bana yazıp gönderebilirsiniz. Burada yayınlayabilirim. Ayrı bir başlık altında kendi yazınızı da tüm aboneler görmüş olur böylece 🙂

Sevgiler

Nihan

Anaokulu İlk Gün…

Aslında farkındayım Assos tatilimizle ilgili yazımı yazamadım.

Tatil sonrası ruh hallerim çok değişkendi ve bir türlü tatil anısı yazmaya konsantre olamadım.

    Daha sonra da okul telaşı başladı. Aman bir telaş bir telaş. Sanki ilkokul 1’e başlıyoruz!

    Hiç farkı yokmuş! Kitapları var, kıyafetleri var, okul prosedürleri var, sporu için ayrı draması için ayrı, ingilizcesi için ayrı ayrı öğretmenleri var.. İlkokula hazırlık yaptık resmen. Velilerden duyduğum kadarıyla her sene okullar başlamadan önceki bir hafta çılgın gibi geçiyormuş.

    Çok farklı birşeymiş gerçekten. Küçük Şeyler’e veya Kids Garden’a hiç benzemiyor burası. Çok kurumsal bir yapı var, çok farklı bir ortam. İç işleyişte KüçükŞeyler’den alışkın olduğumuz pratikler var ama yine de çok büyük ve köklü bir camianın içine katıldık. Kendimi çok büyük bir şirkette yeni işe girmiş bir çırak gibi hissettim. Çocuğumu emin ellere yerleştirdiğimin hissiyatı bir yana, benim için de yeni bir öğrenme alanı olacak. Okul arkadaşlarının aileleriyle tecrübe edeceğim şeyler, öğretmenleriyle olsun kurumla olsun yepyeni bir hayata adım atmak gibi.. Hepimiz için hayırlı olsun : )

“Okuldaki İlk Resmim” panosu..

Geçen haftaki uyum günlerinden sonra, P.tesi günü sabah açılış töreni oldu, ortalık toz duman ağlayan ağlayana.. Baktım bizimki de etkileniyor, “bugün dışarıda seni bekleyeceğim” dedim. “Ve yarından itibaren işe gideceğim.” Yüzü parladı. Anlaşma yaptık.

Bütün gün sınıfın dışında onu bekledim ara ara pencereden baktım beni görmesini sağladım.

Salı günü sabahı servise ilk kez bindirirken kalbim çarpıyordu resmen. Çok heyecanlandım. Gayet moralliydi. Bana el salladı ve gitti. Akşam da ananesi aldığında çok mutluydu telefondaki sesi.

Dün ve bugün de aynı mutlulukla okula gitmeye devam ediyor.

Akşamları aldığımda, anne ben hep okulda kalmak istiyorum diyor. Çok çok mutlu oluyorum çokk.

C.tesi günü seyahate çıkıyorum, ilk kez Can’ı 6 gün bırakacağım. Umarım sağlıkla gider gelirim.

🙂 Assos tatili anılarımızı ayrıca yazacağıma söz veriyorum. Çünkü 4,5 yaşında anne ve babasıyla çok mutlu geçen bir tatil oldu bu tatili yazmalıyım ..

Huzur..

Dernekte Salı konferansım olduğu zaman bitip de eve ulaştığımda hissetiğim şeyi tarif edemem bir türlü. Huzur hali ama içinde hem mutluluk var hem kıpır kıpır heyecan var hem rahatlama hem sevinç. O kadar güzel bir duygu ki bu..

Bir şey yaparken değil ama bitirdiğinizde hissettiğiniz o tamamlanmış olma halini hiç yaşadınız mı bilmiyorum..

Doğru bir yerde çok doğru bir şeyi yaptığınızı bilirsiniz ya, yapmak durumunda olduğunuz şeydir, o bir iç durumdur, dışardan empoze edilmiş bir şey değildir. Tamamlandığı zaman yapmanız gereken şeyi yaptığınızı bilme hali ve bu halin verdiği o duygu işte…İçsel bir huzur hissedersiniz. Doğru zamanda doğru yerdeydim hissi gibi.

İçimizde bir yerde bizi bir şeye iten bir kuvvet vardır. Genellikle onun ne olduğunu bilemeyiz. O ittiren kuvveti negatif bir güç olarak tanımlasak bile (çünkü bir kuvvet uygulamaktadır bize) o en büyük yardımcımızdır. Strese gireriz oflarız puflarız ama sonra.. bütün zorluklar, çabalarımızın sonunda yaşadığımız huzurlu bir tatmine dönüşür.

Ancak iş bittiğinde hissettiğimiz o tamamlanmışlık duygusu belki bize bu dünyaya niye doğduğumuzun bir bilgisini verebilir. Hani hep sorarız ya hep arar dururuz, dünyaya geliş amacımızı. O kadar da zor bir cevabı yok. Kendimizi biraz gözlemlemek yeterli olabilir..

Sevgiler,

Gerçeklik..

Bir insan, kendisi dışında bir gerçekliğin olmadığını nasıl hissedebilir?

Bize bunu farkettirecek bir cihaz henüz icat edilmedi bildiğim kadarıyla.

Benim “dışımda” diye gördüğüm herşeyin kendi yarattığım enerji formları olduğunu ben nasıl anlayacağım?

En ufak bir kum tanesini bile ben mi yarattım yani? Evet..

Beni sinirden zıplatan şu kişiyi de mi? Evet..

Hayran olduğum özendiğim şu kişiyi de mi? Evet..

Peki bu dağları, denizleri, gölleri, ağaçları? Evet..

Peki bu savaşları, ölen insanları, yalancıları, hırsızları? Evet..

Yok yok bu mümkün değil, böyle bir şey olamaz…..

ama

oldu..

Artık Yazmalıyım..

Kaç gündür yazmıyorum çünkü değişim dönüşüm günlerindeyim… öyle bir başladı ki aniden habersiz çat kapı !

Nasıl anlatacağımı bilemiyorum ama diyeceksiniz ki, insandaki değişim dönüşüm hiç bir zaman bitmiyor ki, yeniden başlasın.. evet öyle gerçekten ama bazı dönemler daha bir fazla dalgalanıyor içimdeki okyanuslar, bazı dönemler daha sakin durgun..

Herşey bir tane kitabı elime alıp okumamla başladı fakat işin sırrı kitapta değil ki, benim için doğru olan zamandaydı..

Zamanların ve mekanların doğru bir şekilde çakıştığı ve insanın farkındalığında pick yaşadığı dönemler vardır. Kimi zaman bir insanla yaptığın sohbet tetikler kimi zaman bir kitap kimi zaman bir olay kimi zaman bir şarkı kimi zaman bir tatil ne olursa olsun..

Buna dikey yönde daha çok yaşamak da demek istiyorum yani gerçekten geliştiğin ve DEĞİŞTİĞİN zamanlar…

Bu zamanlar belli bir dönem sürebiliyor mesela birkaç yıl.. Sonra dönüp baktığında evet diyorsun bu dönem benim için farklıymış.. Zormuş ama dikey yönde daha çok yaşamışım..

Sonra bir durgunluk başlıyor. Sanki bir sarkaç gibi bir ileri bir geri salınan bir mekanizmasın..

Bir şeyi YAPMAK ile Bir Şey OLMAK arasında çok fark var..

OLMADAN önce yaşadığın deneyimleri yapmak olarak nitelendirebilirsin.

Ama “yapma”lar bittiği zaman işte o zaman başlıyor herşey..

Herşey ne?

Mucizeler…

Ama mucize değil bu sana mucize gibi gelen şey senin olmuş halin…