Monthly Archives: Ağustos 2017

Hayatın yanında olmak..

Ne demek?

Bir hayatın karşısında olanlar var bir de yanında olanlar. 

Yani ben öyle yorumluyorum. 

Yanında olmak ‘onunla birlikte akmak’ demek.. O’na güvenmek onun getireceklerine teslim olmak demek. Ne getirirse getirsin içinde şükredecek bir durumun olduğunu bilerek yaşamak demek. Acı çekmemek demek değil veya umursamadan yaşamak demek değil. Belki en çok da onlar yaşıyor tüm zorlukları. Sadece şikayet etmiyorlar çünkü karşılarında bir düşman yok. Aksine yol açan bir rehber var. Adı da hayat.. Eskilerin “vardır bunda da bir hayır..” dedikleri gibi.. Hayatın yanında olunca; markette cüzdanınızı düşürdüğünüz zaman sizi arayıp cüzdanınız bizde gelip alabilirsiniz diyen birileri oluyor, arabanızın kapısını açık unutup gittiğinizde yine sizi bulup haber verenler oluyor, önemli bir toplantı öncesinde bir evrak eksik götürdüğünüzde o evraka şu anda ihtiyacımız yok diyenler oluyor, yurt dışında öğrenciyken paranız bittiğinde ailenize söylemek istemediğinizde bile bankada birdenbire size yollanmış bir para bulduğunuz oluyor.

Seneler geçtiğinde dönüp baktığımız pek çok olayda, “isyan etmiştim ama iyi ki yaşamışım çok şey öğrendim” dediğimiz anlar vardır ya, kasıldığımız o anlarda hayatın yanında olamadığımızı anlamalıyız sanırım.  

Hayatın karşısında olanlar ise günün büyük kısmını tehlikelerden korunmak için yaşarlar. Hasta olmamak için, işten kovulmamak için, aç kalmamak için, birisini kaybetmemek için vs… sanki karşılarında bir düşman var ve onlar o düşmanla savaşmak için doğmuşlar.. 

Mücadelenin de pozitif yapılanı ve negatif yapılanı var galiba. Pozitifsek mücadele sırasındaki düşmelere çok aldırmıyoruz, ama negatifsek düşmelere aşırı öfkelenip kendimize zarar veriyoruz. 

 

Denge

Her yerde konuşuluyor ama hiç yapılamıyor.. 

Anne çocuğuyla ilişkisinde dengesiz, ya otoriter ya da çok esnek..

Patron çalışanlarıyla ilişkisinde dengesiz, ya çok sert ya da çok umursamaz.. 

Sevgililer ilişkilerinde dengesiz, ya çok kontrolsüz ya çok kontrollü..

Öğretmenler öğrencileriyle ilişkilerinde dengesiz, ya çok disiplinlilerdir ya da çok boşvermiş..

İnsan doğayla ilişkisinde dengesiz, ya tamamen inzivada ya da şehir kaosunda kaybolmuş..

Yok mu bu dünyanın herhangi bir köşesinde bir denge??

Görüp de model alabileceğimiz bir denge??

İnsanın bütün mücadelesi ilişkiler üzerinden yaşanıyor değil mi.. O mücadelede ya bir uca savruluyoruz ya da öbür uca.. Ve çocuklarımız da bunu öğreniyor.. Bütün iş bu uçlarda olduğunu fark etmekle başlıyor galiba.. yaşadığımız düşünce selinde o düşüncelere “sen bi dur” diyebilip arkada izleyen konumuna geçip izlemek lazım…

43 yaşımı bitirdiğim bugünde kendime aldığım özel not; Nihan, hiçbir fikre hiçbir düşünceye ait değilsin. sen sadece varolan her şeye sevgini ve saygını yaşatmaya çalışan bir gözlemcisin..