Monthly Archives: Eylül 2017

Uyku..

Neden ben de bazı insanlar gibi 4-5 saatlik uykuyla yetinemiyorum?

Bence uyku meselesinde esas konu enerji meselesi..

Eğer gün içinde enerjini koruyabilirsen gece 4-5 saatlik uyku sana yetiyor.

Ama koruyamazsan yetmiyor..

Yani tüketmeyeceksin enerjini KAYGILARLA, STRESLE, İLERİYE DÖNÜK ENDİŞELERLE..

Benim yaptığım bu.. bu yüzden o uyku bana yetmiyor.

O kaygılar benimle geliyor ve uykumda sürekli bir FAALİYET VAR. Öyle iyi biliyorum ki, o alarm çaldığında resmen yarım kalıyor uykumdaki faaliyet. Beden uykuda ama zihin öyle bir faaliyette ki.. O halde nasıl yetsin???? Uykuda da dinlenemiyor zihnim çünkü… kaygıların yarattığı bir şeylerle meşgul yani…

ENDİŞESİZ bir zihnin içinde olduğu VÜCUT  4-5 saatlik uykuyla  yetinir bence…

Çok ihtiyacım var az ama öz uyumaya…

 

 

Anaokulu üzerine düşünceler

Okul günleri başladı. Can’ın anaokulu zamanlarıyla Eren’in anaokulu zamanları çok farklı olacak hissediyorum.

Can anaokuluna başladığında bu benim ve tüm ailem için  o kadar büyük bir olaydı ki..

Burada sitede bile bir dolu yazılar yazmışlığım var o dönemlerde.

Ne kadar heyecanlıymışım ne kadar toymuşum. Benim kalbimdeki o kaygı aynen oğluma da yansımıştı. Kaygı duyduğum ölçüde de olayları değiştiremediğimi öğrendim artık. Yani ne kadar kaygı o kadar yapamama..

Elbette ki Eren’le yepyeni öğrenmeler yaşayacağım. Can’da öğrendiklerim işe yaramayacak bazen. Çünkü her çocuk farklı ve hepsi farklı şeyler öğretiyorlar anneye. Bu küçük kahraman hassas varlığını öyle saklıyor ki benden, bazen ben bile göremiyorum içindeki titreyen kalbini.. Kocaman adam gibi, abisiyle yarışan, abisinin önüne geçemediği için çıldıran bir çocuk. Yapmaya karar verdiği şeyi yapan, yaptıran bir çocuk. Hedefler peşinde koşturuyor..

Ben ancak çok sakinken ve tamamen ona odaklanmış durumdayken görebiliyorum içinin nasıl sevgiyle titrediğini.

Onu keşfetmek için kendime daha çok yer açabildiğim için mutluyum…

Doğumgünü

Oğula açık mektup

Tam 4 yıl önce bugün doğdun benim güzel kuzum.

Seni çok ama çok istemiştim. Çok da beklemiştim. Can ve sen henüz doğmamışken, ben anne kimliğimle henüz tanışmamışken, annelikle ilgili bir dolu düşüncem, duygum vardı herkes gibi.. Kafamda yarattığım çok güzel fikirler vardı.

Sizle tanışınca hepsi bir kenara gitti kayboldu.. yerine yeni doğan bir anne geldi. Yaşadıklarımdan öğrendiklerim kendi adıma devrim niteliğindeydi.. Öyle değiştim ki bunu kelimelerle anlatmak imkansız gibi. Asla yapmam dediklerimi yaptım, asla hissetmem dediklerimi hissettim, değişen davranışlarıma düşüncelerime kendim bile inanamadım zaman zaman. Tek bir cümle isteseniz o da şu olurdu, beni dünyaya bağladınız, işte o kadar..

Hani doğmuşum, gelmişim o kadar zahmete katlanmışım ama doğup da sonra şımarıp niye geldim ki bu gezegene, ne çirkin bir yer, ne saçma sapan bir durum, e bana müsade edin de döneyim, der gibi yaşıyordum kısacası 🙂

Her ne kadar, büyümenize şahitlik yaparken, ideallerimdeki gibi gitmese de herşey..

Mükemmellik arayışımdan vazgeçtiğimden beri huzuruma huzur katıyorum..

Büyük oğlum artık çok net ayna vazifesi görüyor. Gördüğüm şeyden çok memnunum şükürler olsun..

Küçük oğlum, sen, benim gizli kahramanımsın. Belki de en büyük öğretmenimsin. Göreceğiz..

Sizler beni ve ben de sizleri seçtiğim için, birlikte bu dünyayı yaşanabilir kıldığımız için şükürler olsun..

İnsanın üst versiyonları..

Bilgisayarların, telefonların, elektronik her türlü cihazın yazılımlarının güncellemeleri, üst versiyonları çıkıyor öyle değil mi.. Peki biz insanların da üst versiyonları olmaz mı?

Biraz beyin fırtınası yapalım..

Hakikaten bizim de robota benzeyen taraflarımız yok mu?

Her gün aynısını aynı şekilde yaptığımız davranışlarımız?

Her gün aynı şekilde gelen etkilere aynı şekilde verdiğimiz tepkilerimiz?

Her gün aynı yere aynı yoldan gitmemiz..

Her sabah yatağın aynı tarafından kalkmamız..

Aynı şeyleri aynı duygularla yiyor olmamız…

Vay be 🙂 aslında farklı olarak yaptığımız şeyleri düşünüp saymalıydım belki de çünkü bu yukarıdaki liste hiç bitmeyecek 🙂

Evet, bizlerde otomatik davranışlarımız ve otomatik tepkilerimizle bir makineye benziyoruz.. Dolayısıyla bizim de üst versiyonlarımız olabilir!

Aslında insan hiç de bu açıdan kendisine bakmıyor.. “Kendimin daha üst versiyonlarına nasıl ulaşabilirim” sorusunu hiç sormuyor kendisine.

Ben soruyorum. Ve biliyorum ki insan şuurlandıkça kendi boyutunda kendinin daha üst versiyonlarını tecrübe edebiliyor.. Bu yüzden de hayat benim için bir okul. Bir öğrenme mekanı. Her an ve her saniye bir öğrenme fırsatı. Arkadaşlarımla sohbette konuları sürekli deşmemin sebebi bu, öğrenme hevesi! Kendime yeni bir şey katma hevesi. Bir iş toplantısında bile benim için ön planda olan şey yeni farkındalıklar sonra yeni öğrenmeler.. Kendini keşfetmenin keyfini hiç yaşadınız mı, bu muhteşem bir his!