Category: Yaşamın Akışı Can&Eren

Bebeğim Olsun :)

Hep merak ederdim, daha doğrusu anlayamazdım. İnsanlar yıllar boyunca çoluk çocuk olsun isterler, bu amaca ya çabucak ulaşırlar ya da uzun süren çabalar sonucu, sonra bebekleri doğar başlarlar şikayet etmelere. Her dönemin farklı şikayet konuları vardır. Bu niye olur diye düşünürdüm. Kendim yaşayınca biraz daha iyi anlayabiliyorum. Ne kadar imrenilecek bir durum olsa da çocuk yetiştirmenin zorluğu yaşanmadan anlaşılamıyormuş. Böyle bir zorluk o çocuğun size akıttığı sevgi enerjisi olmasa mümkün değil kabullenilemez diye düşünüyorum. Bir insan bu çeşit bir fedakarlığı ancak kendi çocuğu için yapabilir, başka hiçbir şey için değil.. İnsana yaşama sevinci veren en güçlü duygu bu bence..
Şikayet, evet şikayet, dert yanmalar, kızgınlıklar, bunlar oluyor ve doğal da.. O minik varlıktan akan sevgiye, enerjiye, saflığa ve temizliğe daha çok odaklanmak lazım. O zaman zorluklar kesinlikle yıldıramıyor insanı.

ŞİİR

“Güzele hayranlık duyma,
Gerçeği koruyup gözetme,
Yüce olana saygı gösterme ,
İyide karar kılma.
Bunlar insanı yaşamda
Hedefe taşır;
Davranışlarda doğruya,
Duyumsamada barışa
Düşünmede ışığa
ve ona var olan her şeyde;
evrende,
ruhun derinliklerinde
tanrısal olana
güveni öğretir”
Rudolf Steiner

Çocukla Konuşabilmek

İletişim kurarken çocukla mantıklı konuşmalar yapmak, onu bir büyük gibi karşımıza alıp konuşmak güzel bir fikirmiş gibi görünüyor ama gerçekten öyle mi?

Uygulamada bu, çocukları her şeyi bizim gibi görmeye ikna etme çabasına dönüşüyor.

Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini değiştirebilmek mümkün değil. Mümkün değil.

Daha da önemlisi, BU BİZE DÜŞMEZ.

Bunu yapmaya çalışmak, öfkemizi ve sıkıntımızı daha da artırmaktan başka işe yaramayacaktır. Ayrıca çocuğun aile içinde açık ve ayrı bir “BEN” oluşturma çabalarını engelleyecektir.

Kızımız ya da oğlumuz üzüntüsünü, öfkesini, acısını ya da kıskançlığını ifade ettiğinde ilk tepkimiz, hemen koşup bu duyguları yok edecek ya da durumu düzeltecek “birşey” yapmak olur. Bu “birşey” öneride, yorumda bulunmak ya da yatıştırmak olabilir. Konuyu değiştirmeye ya da çocuğu neşelendirmeye çalışabiliriz. Çocuğumuzu, bu şekilde hissetmediğine, ya da hissetmemesi gerektiğine ikna etmeyi deneyebiliriz.

Oysa ki biz kendi işimize baktığımızda, çocuğumuzun sorunlarına karşı aşırı sahiplenme hissetmeyi bıraktığımızda, çocuklar ister dört yaşında olsun ister kırk yaşında, kendi duygularıyla baş edip, kendi sorunlarını çözme ve kendi istedikleri zaman yardım çağrısında bulunma konusunda büyük bir beceri gösterirler!

Bence bunu denemeliyiz..

(TAVSİYE: Dr. Harriet Lerner’in Öfke Dansı kitabı)

YENİ BEBEK

Geçen Cuma bir arkadaşımın ikinci bebeğini beklediği haberini aldım.
Yeni bir bebek haberi her zaman sevindiricidir ama bu sahiden muhteşem bir haberdi 🙂
Bu çift ilk bebeklerini yapmaya karar verdikten uzun bir süre sonra Eva doğmuştu. O dönemler zor günler yaşamışlardı. Bu oğlan bebek ise hiç beklenmeyen bir zamanda büyük bir sürpriz yapmış 🙂 Akıllarının ucundan bile geçirmezlerken düşünsenize :))

Eva’ya kardeş geliyor diye de seviniyorum, arkadaşım çok mutlu diye de seviniyorum, hayatın güzel sürprizlerle dolu olduğunu hatırlattığı için de seviniyorum, seviniyorum işte 🙂

ANNE, olumlu düşünmenin gerçekten nasıl olabileceğini yaşadığı hayat ile gösterebilen bir kadın, örnek aldığım çook yönleri olan, gördüğüm en güçlü kadınlardan bir tanesi ve şimdi bu kadın bana yeniden, kimbilir kaçıncı kez, insanlara örnek olsun diye anlatabileceğim bir hikaye daha verdi.
Herşey sevgi için..

….

Herşey bir yana, oğlumu uyurken seğretmek bir yana 🙂
Bir varlık bu kadar masum, bu kadar temiz, bu kadar güzel, bu kadar herşey olabilir mi :))
annesine göre olabilirmiş evet :))
(16 ay ve 17 günlük)

Çocukla Nasıl EMPATİ KURAMIYORUZ?

Çocuklarımızla empati kurmak isteriz ama bunu her zaman başaramayız. Empati kurmak yerine aşağıdaki tepkileri verdiğimiz çok olur:

Utandırmak: “Kes şu saçmalığı. Bak böyle yaptığında baban senin bir bebek olduğunu düşünüyor!” Sonuç: Çocuk yargılanıyor ve etiketleniyor. Öfke veya utanç duyabiliyor.

Aldırmamak: “Üzülecek bir şey yok. Boş yere ağlıyorsun. Hemen sil gözyaşlarını.” Sonuç: Çocuğun hislerine aldırış edilmez.

Oyalamak: “Haydi baban hesabı ödeyene kadar köpekle oynayalım.” Sonuç: Çocuğun zihni başka yöne çekilir, düş kırıklığına uğrar veya şaşırır.

Pazarlık Etmek: “Markette uslu durursan sana dondurma alırım.” Sonuç: Çocuk muhtemelen şaşırır veya düş kırıklığına uğrar.

Tehdit Etmek: ” Bu saçmalığa son vermessen ağlamak nedir göreceksin” Sonuç: Çocuk şiddetle tehdit edilir. Muhtemelen ürker veya kızar.”

Uzak Durmak: “Bu şekilde hareket ettiğin sürece seni görmek ve seninle konuşmak istemiyorum.” Çocuk tecrit olur. Kendini yalnız hisseder, ürker veya üzülür.

Dikkat edersek tüm bu tepkilerin ortak yanı çocuğun hislerine kulak asılmaması. Çocuk burada şunu hissedebilir: “Benim hislerim önemli değil veya kabul edilebilir değil.” Ama o anda en çok ihtiyacı olan şey yargılanmadan dinlenmesi ve kabul edilmesidir.
Onun hislerini ve ihtiyaçlarını anladığımızı ifade etmek, istediği şeyi yerine getireceğimiz anlamına gelmez.

Elbette günlük hayatta yukarıdaki tepkileri vermemiz de çok doğal, istemesek de bu tepkileri zaman zaman verebiliriz. Sabredebilmek hep mümkün olmuyor. Özellikle de çocuklarla! Kendimize kızmadan farkedebildiğimiz ölçüde empati kurmaya dikkat edebilirsek çocuklar için büyük değişimler yaratabiliriz.

(Kitap tavsiyesi: Çocuklara Öz Saygıyı ve Değerleri Öğretmenin 100 Yolu/Diana Loomans & Jane Loomans)

Nasıl Öğreniyoruz?

Aklıma takılan bir konu vardı bugünlerde zihnimde toparlandı. Çok enteresan bir sonuca vardım.
Can şu anda 16 aylık ve basit kelimeleri kullanabiliyor. Bir yaşına girmeden önce yürüdü yürüyecek haldeyken, bir an önce yürüsün diye gözlerine bakıyorduk, yürümeye 12 ayı doldurduğu hafta başladı. Şimdi ise konuşma meselesi çıktı. Hangi yeni kelimeleri öğrendi diye her gün dikkat kesiliyoruz. Bir an önce konuşsun da derdini söyleyebilsin. Benzer yaşlarda çocuğu olan arkadaşlarım soruyorlar, “Can da anlatmak istediği şeyi biz anlamayınca sinirleniyor mu?” Bu dönemde bütün çocuklar öyle olurlarmış. Doğal olarak o anlatamadığı veya biz anlamadığımız için sinirleniyorlar. Ben Can’a bakıyorum hiç de öyle bir sinirlilik hali yok çocukta..

Durum böyleyken Can’ın bakıcısı ile konuşmalarımız sırasında O’nun bir önceki baktığı bebeğin geç konuştuğunu öğrendim. Çocuk 3 yaşını doldurup kreşe başladıktan sonra konuşmaya başlamış. Can’ın da yaşıtlarına bakıyorum çok fark yok ama yine de başka çocuklar daha çok kelime söylüyorlar.. Bu niye böyle diye düşünürken, doktorumuza danıştık ve ortaya şöyle bir şey çıktı. Bizim bakıcımız, oğlum leb demeden leblebiyi anlıyor ve yapıveriyor. Eski bir kreşçi olduğu için onun için Can’ın söyledikleri o kadar açık ve net ki!! Tabii Can da her istediği şey anlaşılıp yerine getirilince rahatı yerinde, ne sinirleniyor ne de konuşmaya çabalıyor! Anlaşıldı ki leb deyince leblebiyi anlamamak gerekiyormuş! O’nun kendini ifade edebilmek için kelimeler kullanması gerektiğini anlaması gerekiyor ve bunu da ancak zorlandıktan sonra, sinirlenip kızdıktan sonra yapabiliyor! Onu konuşmaya iten şey meğer bizim onu anlayamamamızın sonucunda gösterdiği çabaymış! Her çaba belli bir stres sonucu ortaya çıkıyor bunu bir kere daha anladım.

Böyle bir durumda stresi, sinirliliği, asabiyeti nasıl kötü birşeymiş gibi düşünebiliriz öyle değil mi?

Çıkardığım bu dersi hayatın geneline de yayabilir miyim acaba? Sinirlilik hallerimiz belki de yeni bir şey öğrenirken içine girdiğimiz ruh hallerine benziyordur. Biz ne öğrendiğimizin farkına bile varmıyor olabiliriz ama yaşadığımız stresli haller sonucu zorlanarak içerdeki bir yeteneği ortaya çıkarıyor olabilir miyiz?

anne olmak

Ben 35 yaşımda anne oldum. Bu iş için ideal yaş nedir diye sorsalar öyle bir yaş yok derim. Çünkü ne kadar hazırlansanız, ne kadar okuyup öğrenseniz, ne kadar bilgilenseniz de insan yine de o şoku yaşıyormuş meğer.
Bir varlık ancak bu kadar çok sevilebilir ve aynı anda bir varlığı büyütmek bu kadar zor olabilir. Bu sayfaları bir günlük gibi kullanmak ve geriye dönüp okuduğumda gülümsemek istiyorum.
Ve tabiki de benzer hayatlar yaşayanlarla birşeyleri paylaşmak için buradayım.
🙂