7 yaş

Kafamı takmışım zamana ve hayatımızı nasıl etkilediğine..  ama ciddi takmışım öyle böyle değil.. seneler oldu takalı..

Can 7,5 yaşını doldurdu, hızla büyüyor, bedeniyle zihniyle fikriyle duygusuyla birlikte.. Tabiki bana büyük mücadele alanları yaratarak…

Tam “anladım, bu yaşta böyle anlaşacağız” diyorum.. hop yeniden yeni bir davranış şekli ve düşünceyle karşılaşıyorum!

Daraldığım an geliyor, daralıyorum deyip sinirleniyorum.. hop daha başka bir şey çıkıyor altından, nasıl desem yetişemiyorum gelişmesine Can’ın..

En etkileyici tarafı kendimden bir dolu şey görmem Can’da.. Yüzüme vuruyor yaptığı her şeyle, “bak anne sen böylesin, ben de aynısı oldum” der gibi.. Beklediğim soruları artık sormaya başladı, ölmekle ilgili soruları :)) bana göre en kolay sorulardan biri, sorsun da anlatayım diye hevesle beklediğim konulardan.. arabada bir yere giderken pat diye soruveriyor “anne ölüyorsak niye yaratıldık biz” gibi .. ben de hevesle anlatıyorum.. kendimi çok mutlu hissediyorum ona ölüm, hayatlar, çeşitli formlarda hayatlar, dünya ve diğer mekanlar gibi şeyleri anlatırken.. Uzaylılar var mı diye de soruyor, cevap dakikalarca konuşuyorum konuşuyorum 🙂 neyse ki bıkmıyor dinliyor..

Çok neşeli, rahat, gerilimsiz bir birinci sınıf geçirdik. Her ne kadar okul hayatı, okul müfredatı, okul kültürü gibi içeriğinden hoşlanmadığım bir sistemin içine soksam da oğlumu, artık boşu boşuna kederlenmiyorum. It is what it is.. Olan buysa bana düşen kabullenmek. Bu sistemin içinde doğal olarak, çocuğun özüne ait pek az şey destekleniyor. Evde takviye ettiğim kadar ediyorum. Disipline girme konusunda kabiliyetli olduğu için ve asi bir çocuk olmadığı için Can’ın adaptasyonu beni yormadı. İlkokul çocuğu artık o 🙂 okul kültünü aldı ve gerisi kendiliğinden gelecek.. Öyle veya böyle..

Geçmiş veya gelecek yok, sadece ve sadece şu an var..

 

Tatil kareleri, bir hafta mıydı bir gün müydü sahiden?

2015 susesi

Merhaba,

Susesi’ndeydik.. İki oğlan, 7 ve 2 yaş.. giderken kendi adıma beklentim sıfır düzeyindeydi doğal olarak 🙂 Zaten kendim için bir şey yapma beklentim yıllardır yok… yine doğal olarak 🙂 Bu halin uzun vadede bana kazandırdıkları ayrı yazı konusu olur.. “Self hipnoz” durumundan çıkmak bunun adı.. Çoğu insanın kendini daima hipnoz halinde tutmak yaşamak dediği şey.. ama yaşamak bu değil… ve o hipnoz halinden çıkmak çok zor olsa da buna değer…

Tatilimizin güzel geçmesi, aylardır denizi göremememizle çok ilgiliydi bence :)) sadece denizin kenarında olmak bile yeterdi belki bize!

Ailenin tüm bireylerinin arzu ettiği şeyi bulduğunu söyleyebilirim, babamız yetişemediği çeşitte yeni damak lezzetleri keşfetti, büyük oğlum futbol stadında, su kayaklarında, havuzda denizde kendini kaybetti, ejderha dövmesi yaptırdı havalara uçtu, küçük oğlum açık havada koşturdu, kumlarla oynadı, küçük su şelalerini seyretti hayranlıkla, bende hepsinden azar azar yaşayıp çocuklarımın tatil yapmalarını keyifle seyrettim.

Masmavi gökyüzünün masmavi denizle birleşmesi, ve gözlerimin alabildiği tüm alanın bununla dolması harika bir şey. Genişleten bir şey. Genişliyorsun hissi. Birkaç aydır sadece gökyüzüne bakmayı keşfettim. Bulutlu olduğu zaman özellikle. Onu hiç bir şey düşünmeden, yorum yapmadan seyretmek… ben ilk kez yaptım birkaç ay önce.. ve daha önce hiç yapmadığımı anladım.

🙂 life is now 🙂

Susesi 2015

IMG_8891

Ne kadar özlemişim denizi seyretmeyi…

Bulutsuz bir gökyüzü ile birleşmiş kocaman masmavi denizi seyrettim. Oturup sadece seyretmek ne kadar iyi geldi..

Denizden uzak kalmak çok şeyi değiştiriyor, bunu denizden uzak yaşayanlar daha iyi hissedebilirler galiba..

Çoluk çocuk olmasaydı çok daha derinleşirdim çok daha arındırırdım zihnimi ama buna da şükür gerçekten, bu kadar olması bu an için yeterliymiş..

İlkokul Dönemi

_MG_0757Canım oğlum,

Anaokulu mezuniyetin ve İlkokul’a başlaman benim için gurur vericiydi. Çünkü senin büyüdüğünü böyle anlarda daha çok hissediyorum. Bu his bana gurur veriyor ne kadar doğal bir süreç olsa da..

Eren doğduktan sonra pekçok şey değişti hayatımızda. Sana senin istediğin kadar çok zaman ayıramıyorum, kardeşinin benim zamanıma daha çok ihtiyacı var biliyorsun. Ama ikinizi de aynı şekilde çok ama çok seviyorum.  Seninle yaptıklarım daha az olsa da varlığım ikinize de aynı özenle aynı sevgiyle bakıyor. Bunu belki çocukların olduğunda daha iyi anlayabilirsin.

Artık ilkokul dönemi başladı, birinci sınıfı bitirdin. Sen artık herşeyinle bir 8 yaş çocuğusun!

Öfkelenmelerin, coşmaların, şakaların, esprilerin, komikliklerin, tutkuların var. Bazen de beni çok şaşırtan düşüncelerin, farkına varmaların var..

Dingin Olmak..

Dingin olmak,

düşünce olmadan bilinçli olmaktır. Dinginken hiç olmadığınız kadar kendinizsinizdir. Dinginken, insan denen bu geçici fiziksel ve ruhsal forma ulaşmadan önceki halinizdesinizdir.  Ve bu form yok olduğunda aslında olacağınız halinizdesinizdir.

Eckhart Tolle

2014, 6 Kasım

Sevgili günlük yazılarıma yeniden başlamak çok heyecan verici. Eski yazılara bir göz attım, ne kadar iyi yapmışım bu ortamı yaratmakla..

Yine de bir seneden uzun bir süredir günlüğüme hiç dokunamayışıma üzülmüyorum. Başka yerlere başka şekillerde anılar biriktirdim bu sürede.

Ailemiz artık dört kişi. Küçük bir Eren’imiz var.

Yeniden anne olmak yeniledi beni, düşüncelerimi, zihinsel tutumlarımı, bakış açımı.. Yeniden siteyi de genele açmaya karar verdim.

Değişmeyen tek şey değişim derler ya ..

Görüşmek üzere..

Mayıs 2013

Nihayet bahar ve yaz birlikte geldi Ankara’ya..

Havaların ısınması insanların ruh hallerini de etkiliyor bu bir gerçek, kışın soğukta içerilere kapanmak yazın sıcakta dışarılara koşma nedense Ankara’da bir kural gibi..

Bir de insanın içsel halleri var. İçsel haller de mevsim değiştiriyor sürekli. Herşey değişiyor. Önce biz değişip sonra etrafımızı değiştiriyoruz. İçsel hallerimizin  etrafımızdaki gerçekliği yarattığını gördükçe nasıl daha fazla kontrol edebilirim dışımdaki şartları diye soruyorsunuz kendinize.

Hayatlar boyu nesiller boyu tüm yaşamını dış koşulların yönlendirdiğine inanan insanoğlu için artık büyük bir devrim zamanı.

Artık kendi dışındaki koşulları kendisinden başkasının yaratmadığını idrak edecek yeni nesil.

Ve bu idrak insanın hayat mücadelesine yepyeni bir yön verecek gelecekte. Kendini bilmek ve yönetmek adına harcanacak çabalara dönüşecek hayat mücadelesi. Kendiyle yapacağı mücadele kendisi için yapacağı en büyük yardım ve şifa haline gelecek. Bir gün bu da gerçekleşecek..

2013

2013’ün ilk yazısını yazmak Mart 12’ye kısmetmiş.

Önce Can’ın Ocak ayında o çok beklediği gökkuşağı ile karşılaşmasını kayıtlara alalım.

Şimdi de sevgili günlüğe Can’a bir kardeş beklediğimizin müjdesini verelim.

Tüm arkadaşlarımın söylediği gibi “aklıma koyduğumu” gerçekleştirdim. Umarım bu sefer sağlıklı bir şekilde küçüğümü kucağıma alabilirim. Bizim için hayırlısı ne ise o olacak, biz de uyum sağlayacağız..

Bu kadar ay içinde Can’da elbette değişimler gelişimler yaşandı fakat ihmal ettim yazamadım.

Bu günlüğün amacı Can’da hiçbir güzelliği kaçırmamak idi. Benim Can’ı büyütürken yaşadığım değişim ve gelişimi de ilerde okurken değerlendirebilmekti. Bu da belli bir ruh halini muhafaza etmekle oluyor sanırım. Yüksek iniş çıkışlar yaşadığım zamanlarda, geçen günlerimi ifade etmek arka planda kalıyor.  Neyse bu yazıya vakit ve enerji ayırdığıma memnun oldum.

Daha nitelikli yazılar yazmak ümidiyle şimdilik hoşçakal günlük.