Tag: duygular

Nedir Benim Yolum?

Düzenler yok oldu hayatta. Kimse yarın ne ile karşılaşacağını bilemez hale geldi. Eskiden hayatımızın bir düzeni vardı, çocuklu ailelerin rutinleri vardı, mevsimler vardı, yapılacaklar belliydi. Arada sırada şoklar yaşanırdı o kadar. Şimdi ise tüm mevcut düzenler alt üst olduğu gibi insanların gelecekle ilgili plan yapma istekleri de kalmadı imkanları da..

Birçoğumuz maddi olarak zor durumlara düştü, pekçok insan işsiz kaldı. Stres düzeyleri çok yükseldi, sokağa çıkınca bir gerilim hissediliyor insanlarda.

Bütün olan bitenlerin ardında insanlık için hayırlı olduğunu düşündüğüm öğrenmeler var mutlaka. Olmuş olan, olacak olan herşeye dair içimdeki değişmez bilgim bu.

Bu derslerin neler olduğunu da görebilmek büyük resme akıllıca bakabilmekten geçiyor. Duygulardan arınmış, makul bir beyin ve olgun bir şuurla bakabilmek. Ayrıca her insan kendi varlıksal deneyimlerini kendisi bilir. Tek bir olay, her insan için farklı öğrenmeleri beraberinde getiriyor. Ben başka bir algıyla bakıyorum, sen ise bambaşka bir algıyla. Ortak olan ise her birimizin hayatlarının bir şekilde değişmiş olduğu gerçeği. “Ders” dediğimiz şeyin de bize cümlelerle gelen bir şey olmadığını ama daha çok kalbimizde hissedilen bir şey olduğunu anlıyorum ben. Değiştiğini kalbinde hissediyorsan cümleye dökemesen de o artık seninledir. Her gün her yaşanan olayla değişiyoruz aslında. Bazıları çok güçlü bazıları daha hafif geçen depremler gibi içimizde.

Başlıktaki soruyu kendime sorduğum zaman verdiğim cevaplar değişebiliyor ama değişmeyen içsel özlemler de var “kendimi bildim bileli bunu istiyorum” dediğim şeyler.. yolum da onun yolu galiba taşlı topraklı git git bitmeyen.. ağlamalı zırlamalı.. ara ara güneşli ama çokça yağmurlu.. içinin ağırlaştığı bazen bir adım bile atmak istemediğin yollar olur ya öyle yollar işte..

Hoşnutsuzluk? Hayır. Şükür? Evet.

Dünya’nın ve dünya üzerinde yaşayan varlıkların ayrı ayrı şuurlanma süreçleri yaşanıyor. Yeryüzünü konuşurken kendimi de konuşuyorum. Bu süreçlerde yaşananlar bazen ortak sıkıntılar oluyor bazen birbiriyle alakasız gibi görünüyor ama bir vücutta atan tek bir kalp gibi düşünürsek dünyayı, vücudun içindeki organlar, tek tek hücreler de tüm doğa ve üzerinde yaşayan biz insanlar oluyoruz.. Bir yerde bir afet olduğunda belki benim içimde de duygusal olarak bir afet yaşanıyor. Bir yerde güzel bir şey olduğunda benim içimde de güzel bir şey meydana geliyor. Bu salgın olarak tarihe geçen olayın anlamı neydi insanlık için? Senin kendi içinde yarattığı değişim nasıl oldu? Neyi gösterdi neyi anladın? Soruyor musun kendine?

Güncel, sıradan, gerçek, hayat, duygular

İçsel idraklerle dolu geçen günler, aylar, yıllar..

Ama kolay olmuyor hiçbir şey.

Nasıl düşüyorum bazen, nasıl kopuyorum hayattan.. hiç kimseyi ne görmek ne konuşmak istiyorum.. kendi varlığımdan bile rahatsızım kendimi bile hiç hissetmek istemiyorum.

Yapmak zorunda olduğum işler sırasında.. ciddi bir yüz takınıp otomatiğe alınmış işleri yapıp bir an önce yalnız kalmak istiyorum.

Kendimi bilgece sevmek konusunda alınacak çok yolum var.

Kilit..

Bir zaman önce, bize acı veren hisleri hissetmemek için çeşitli yöntemler bulmuş olabilir miyiz?

Onları hissetmemek için -gerçekten- yaşamaktan vazgeçmiş olabilir miyiz?

Bize acı veren hislerden kaçmamız bize mutluluk veren hisleri de uzaklaştırıyor olabilir mi?

Hissizlik eşittir mutsuzluk olabilir mi?

Bir iki haftadır bu hissizlik dediğim şeyin, ta içimde bir yerlerde kıpırdanmaya başladığını hissediyorum. Sanki içimde kilitlenmiş bir kutu var, almışım elime bir çekiç o kiliti kırmaya çalışıyorum…İçerde ne varsa harekete geçmiş gibi..

Hissetmeme yarayan hangi duyumlarım varsa onlara kendimi bir açayım dedim bakayım ne oluyor? Görmeyi, duymayı, koklamayı, tat almayı, dokunmayı gerçekten yapmaya karar verdim. Gerçekten hissetmeye karar verdim. Duyumlarımı kullanarak kendimi hissetmeye açmaya..

Ve bütün bunları güzellikler üzerinden hissetmeye çalışıyorum. Yani etrafımda olan biten güzel şeylere duyumlarımı açıyorum. Çiçek açmış bir kaktüse, evdeki beyaz çiçeklerin içindeki minik portakal rengi tohumlara bakıyorum.. Gökyüzündeki bulutlara odaklanıyorum. Gözlerimin takıldığı güzellikleri gerçekten görmek için kendime izin veriyorum. Muhteşem bir gün batımını tam da içindeymiş gibi hissederek izliyorum. Odamda güneşin vurduğu çam ağacımdaki değişik renk tonlarını seyrediyorum. Bir şeyi yerken damağımda hissettirdiği güzel tatlara odaklanıyorum. İlk defa tadıyormuş gibi sanki…

O kilitli kutunun içinde hangi duygular var, hangi hissetmek istemediğim duygular var acaba? Bilmiyorum ama şunu biliyorum ki,

Bu güzel hisleri tam olarak hissetmek benim o kutuyla aramda bir köprü oluşturuyor. Duyumlara izin vermek derinlerde bir şeyleri görebilmek için bir köprü vazifesi görüyor sanki..

Bugün oğlumun elini elime aldım ve tenini hissettim. O gerçek his, beni aldı başka hislere bağladı.. adını koyamadığım başka hislere.. o başka hisler de beni ağlattı..

Kiliti açabilme gücünü kazandığın zaman o kilit açılıyor.. o gücü de kazanabilmem için mutluluk hissimi çoğaltmam gerekiyor.. sonra benim muhteşem bedenimdeki muhteşem sistemim bunu kendiliğinden yapıyor, bu işin en tatlı tarafı bu..

Sabahki ağlamam yaşamaya izin vermediğim tarafımla ilgiliydi belki ve buna şimdi buna izin verebildiğim için çok mutlu oldum.

Kendime not: Seviliyorsun…