Tag: Eckhart Tolle

Düşünce olmayınca..

” Kim olduğunuzu bilmeniz gerektiği ya da buna ihtiyaç duyduğunuzla ilgili inancı bir kenara bırakmak mümkün mü? Diğer bir deyişle size benlik hissi verecek kavramsal bir tanımlama aramaktan vazgeçebilir misiniz? Bir kimlik için düşünceye başvurmayı bırakabilir misiniz? ”  (Tolle)

İnsan düşünmeyince yaşayamazmış gibi geliyor..

Hakikaten sanki düşünmediğimiz zaman bir hiçmişiz gibi.. Düşünme olmayınca var olamazmışız gibi..

Zihni kontrol altına almak yani düşüncelerimizi.. Bu tamam, bu mantıklı geliyor. Çünkü düşünce bombardımanı altında olduğumuzun farkındayız en azından. Sürekli bir biçimde düşündüğümüzün, “self talk” denilen olayın, kendi kendimize mütemadiyen arka arkaya hiç durmaksızın düşündüğümüzü biliyoruz. Bu düşünceleri sakinleştirmek için, bu akışı biraz olsun yavaşlatmak için meditasyon yapıyoruz. Veya bir yere odaklanabileceğimiz faaliyetler yapıyoruz. Spor gibi hobiler gibi. Bu işler “self talk” kısmını durdurabiliyor kısa süreli olarak. Bu da bizi rahatlatıyor.

YALNIZ GELGELELİM düşüncenin olmadığı bir hayatı düşünemiyordum ben :)) İlla ki o olacaktı ve düşüncelerimin kalitesini artırmak adına didinip duruyordum.. Düşünceyi tekamül ettirmek .. düşüncemi bana tabi hale getirmek.. duygularımı ve düşüncelerimi kontrol altına alabilmek.. kişiliğimin, varlığımın gelişimi buydu veya buna benzer birşeydi… düşünceyi inkar etmenin ne demek olduğunu hiç algılamamıştım hiç hissedememiştim.

Bir gün geldi, birisi gökyüzüne bakmamı söyledi. Sonra yürüyen bir köpeğe, sonra ağaçlara bakmamı. Daha önce baktığım şekilde değil ama bu sefer boş boş bakmamı söyledi 🙂 Herhangi bir şeye boş boş bakmayı denedim.. içi boş bir bakış.. ne aptalca geliyor değil mi?.. Boş derken, o nesne hakkında zerre kadar bir yorum yapmadan bakmak. Bir anda baktığım şeyin bambaşka bir şeye dönüştüğünü söylesem? Bitkiye bakıyorum bakıyorum bakıyorum sadece bakıyorum.. o anda bir mucize oluyor sanki ve o bitkide bir canlılık görüyorum. Canlı bir şeye bakıyorum sanki! O bitkinin muhteşemliğini hiç görmemişim daha önce.. bakmışım ama görmemişim. Zihnimdeki düşüncelerle baktığım için aslında zihnimdeki o bitkiye ait düşünceye bakıyormuşum bitkinin kendisine değil..

Düşüncenin olmadığı yerde ASIL ben varım.

Şu an’ı yaşama pratikleri bizi asıl halimize döndürüyor, an’ın etkisi burada başlıyor..

 

Look at the sky..

skyBazı şeyler kelimelere dökülünce anlamından kayıp veriyor kesinlikle! Şimdi ben yaşadığım bu tecrübeleri nasıl anlatacağım ki.. Anlatmaya başladığım anda o sihir bozuluyor o duyguyu veya tecrübeyi kelimelere dökmeye başladığımda eksik kalıyor bütün kelimeler cümleler..

Spritüel öğretilerde bunu söylerler aslında ilk söyleyen ben değilim. Mesela Eckhart diyor ki, söylediğim kelimelerde değil maharet, söylediklerimi anlamaya çalışmayın, söylediklerimi yalnızca bir POINTER olarak kullanın diyor. Yani okunulanlarla söylenilenlerle onların kendisiyle bir şeye ulaşmak mümkün değil.. onların arkasındaki esas halete ulaşmak lazım.. Okuduğumuz şeyi acaba ne anlatmak istiyor diye çabalayarak anlayamayız. Düşünerek olmuyor. Düşüncenin arkasındaki o düşünmeyen kısıma ulaşmak esas.. 

Gökyüzüne bakınca kendimi genişliyormuş gibi hissediyorum. Sanki gökyüzüne doğru uzanıyormuşum gibi. Gökyüzüne doğru sünüyormuşum gibi.

Sünmek gibi yani çok canlı bir his. Baya baya ileri doğru uzamak gibi.

Eckhart’ın tavsiyesi bu.. Presence halinde kalmak için kullanabileceğin araçlardan bir tanesi gökyüzüne bakmak. O’nun hakkında yorum yapmadan, o’nu etiketlemeden bakın. Yani gökyüzüne bakıp “hmm bugün yağmur yağmayacak gibi” veya “bugün de hava çok sıcak güneş yakıyor” veya “off hava kararıyor geç kaldım” gibi hiçbir pozitif veya negatif düşünceyle bakmayacaksın. sadece bakacaksın. bakma işi sadece bu. bak o kadar sadece bak. bir şey düşünmen gerekmiyor. gökyüzü hakkında yorum yapman gerekmiyor… birkaç saniye bir şey düşünmezsen hiçbir şey kaybetmezsin aksine çok şey kazanırsın.

Sonra bir gün, arabayla giderken, tam karşımda koskocaman bir bulut duruyordu. Sanki orada o koskocaman bulut bana bir mucizeymiş gibi geldi. Sanki orada durması olağanüstü bir şeymiş gibi. Yani çok gerçekti yani sanki canlı gibi duruyordu. O bulutun orada durması ve bunu herkesin normal bir şeymiş gibi algılaması çok ilginçti. Veya zaten çoğu insan o bulutu görmüyordu.. Öyle boş boş sadece o buluta bakmak .. buluta baktığımda o koskoca haliyle beni çok etkiledi. Yani gökyüzünde o büyüklükte bir insan topluluğu duruyor olsa ve ben onları görüyor olsam ancak bu kadar etkilenebilirdim… çok ilginçti.. ne olursa olsun, en etkileyici kısmı, bu manzarayı benim ilk defa bu şekilde görüyor olmamdı.. Kırk yıldır yaşıyorum ilk defa böyle bir şey görüyor gözlerim gibi..  İçi boş yorumsuz bakma denen şeyin sonucu herhalde bu..

Şimdiye kadar her şeye herkese bir fikirle bakmışım, illa ki o şey hakkında bir şey düşünmem gerekiyormuş gibi.. illa ki bir yorum yapmışım.. hiç bir şeye yorum katmadan boş boş bakmamışım.. çok enteresan çok ilginç.. ve çok muhteşem bir şey bu..

 

Dingin Olmak..

Dingin olmak,

düşünce olmadan bilinçli olmaktır. Dinginken hiç olmadığınız kadar kendinizsinizdir. Dinginken, insan denen bu geçici fiziksel ve ruhsal forma ulaşmadan önceki halinizdesinizdir.  Ve bu form yok olduğunda aslında olacağınız halinizdesinizdir.

Eckhart Tolle