Tag: idrak

Güncel, sıradan, gerçek, hayat, duygular

İçsel idraklerle dolu geçen günler, aylar, yıllar..

Ama kolay olmuyor hiçbir şey.

Nasıl düşüyorum bazen, nasıl kopuyorum hayattan.. hiç kimseyi ne görmek ne konuşmak istiyorum.. kendi varlığımdan bile rahatsızım kendimi bile hiç hissetmek istemiyorum.

Yapmak zorunda olduğum işler sırasında.. ciddi bir yüz takınıp otomatiğe alınmış işleri yapıp bir an önce yalnız kalmak istiyorum.

Kendimi bilgece sevmek konusunda alınacak çok yolum var.

Yeni başlangıçlardan sadece bir tanesi

Başlangıçları seviyorum..

Herşey gelip geçiyor. Günler, anlar, olaylar, duygular, sevmeler, üzülmeler, ağlamalar, sevinçler..

Ama bütün bunlar olurken, aralarda bir yerlerde bazı kalıcı “İDRAKLER” oluşuyor. Sen farkında ol veya olma..

Farkına varırsan şahane bişey.. Böyle sayfaları açtırıp sana yazdırdıkça yazdırır o his.. parmakların senin kontrolünden çıkıp hareket eder sadece.. Geriye çekilir izlersin..

Frekansı değiştirmişsindir. İdrakler her an gelebilir hazır ol, araba kullanırken, otururken, öylece durmuşken, başını yukarı kaldırıp buluta bakarken veya bir haber okurken..

Yaşanılan duyguların seni nereden alıp nereye götürdüğünü ancak çok uzaktan seyredebildiğinde belki anlayabiliyorsun. Uzaktan kendini seyredebilmek de başka bir maharet. Kolay bir şey değil. Çok güçlü duygular çok güçlü değişimleri de yanında getirebiliyor insanın hayatına. Kucağına koyuveriyor sen anlayamadan. Tabii ki hazırsan tabii ki taşıyabilecek kadar güçlüysen. Yıkılmadan kalbini açabilirsen, yaşamak istiyorum diye bağırabilirsen..

“Geldi ve geçti” diyorsun sonra…

Şuurunun anlamaya yetmediği bir görevi tamamladı. Aynadaki yansıman gibi sana benziyorsa hayatında kalıyor insanlar. Seninle beraber titreşiyorsa hayatında kalıyor her şey.

Hayatta kendinin izleyicisi olabilmek lazım. Ve ne yazık ki izleyici konumuna geçebilmen uzaklaştığında olabiliyor. Ya çekip gideceksin o diyarlardan ya da zihnini eğiteceksin. Bir halin içindeyken uzaklaşma (seyreden konumuna geçmek) öğrenilebilir çünkü..

Veya zamana bırakacaksın.. zaman da tek başına halledebiliyor çoğu meseleyi.. Ama o uzun yol..

O güçlü duyguları da o uzaklaşmaları da kucaklıyorum, bakışını başka yöne çevirmeni sağlayan idrakleri, acının sende yarattığı hissi, kalbin coşkusunu, şarkıları, artık sana fayda sağlamayan bir şeyi severek kızmadan bırakabilmeyi, onu o haliyle ve o yaşattığıyla onurlandırmayı ve ama gönül rızası ile bırakabilmeyi de.. Günün sonunda elinde kalan vicdanın ve sen oluyorsun işte o kadar.