Tag: Kardeşler

Kardeşlerin bağlılığı..

IMG_9207Can ve Eren’den bahsetmeye devam;

Bu yaz tatilinde aralarındaki ilişki benim düşünebildiğimin ötesine geçti.. Birbirlerinden vazgeçemiyorlar. Aralarındaki yaş farkı az değil fakat büyük küçüğün yaşına hiç zorlanmadan inebiliyor. Eren’in kendisine has söylediği kelimeleri Can da kullanmaya başladı, hatta biz bile.. Artık dondurmaya ailecek do-do-do diyoruz mesela. 🙂 Eren büyürken ben o kadar rahatım ki.. daha az müdahale ediyorum Eren’e.. abisiyle aralarındaki tartışmalara karışmayabiliyorum, yemesine giyinmesine karışmayabiliyorum. Abi de olunca önünde, motor becerileri çok erken ortaya çıktı, kendi kendine yemek yiyebiliyor, çoraplarını çıkartıp terliklerini giyebiliyor, koşup da düştüğü zaman hiç ağlamıyor, isteklerinde direniyor, bir gün veya birkaç saat önce söylediği şeyi hatırlayabiliyor. En sevindiğim olaylardan bir tanesi de insanlara ve onların ne söylediğine hiç takmaması 🙂 etkilenmiyor, kendi kafasındakini yaşamaya devam ediyor. Ona kızarken çok rahatım, “ah içine mi atacak ne yaptım ben” diye kendime kızmıyorum 🙂

‘Presence’ yani an’da kalabilme diyeyim, bu hali korumaya çalışıyorum. Hoş çalışmakla olmuyor tabi de.  Kelimeler yerleşmiş bir kere.. Düşünce, düşünmeye ait, beklemeye ait, geçmişe ve geleceğe ait her türlü kelimeyi hafızamdan yok etmek istiyorum! Yapmak, çalışmak, düşünmek, ulaşmak, beklemek, hepsini hepsini..

An içindeyken (çünkü genellikle an dışındayız, an dışında bir şeyler peşindeyiz), orada düşünme diye bir şey yok. Düşünme başladığında anda olma hali kalkıyor.  Çünkü daima ‘bir sonraki işi” düşünüyoruz. Bütün hayatımız boyunca hemen her an, bir sonraki yapacağımız işi düşünüyoruz…. ne zavallıca! O bir sonraki an gelmiyor ki, çünkü o an geldiğinde o şimdiki an oluyor. Presence hali hem kendinle hem herkesle hem herşeyle tam bir mutabakat hissettiğin bir an. Yani kabullendiğin.. herşeyi herkesi ve kendini…  

Bir sonraki an ile ilgili hiçbir beklentin yok. Hiçbir duygun düşüncen istediğin istemediğin yapacağın yapmayacağın… hiçbir şey yok. Çünkü tüm bunlar hepsi düşünce ve zamanın içinde hapsolmuş bir ben ile alakalı şeyler… O kavramların içine hapsolmuş ben dışındaki O ASIL BEN’E ulaştığında -ki bunun için yaşıyoruz- tüm dünya gözüne bambaşka gözükmeye başlıyor…

Bu asla düşünmeyeceğiz ya da düşünmemeliyiz anlamına gelmiyor. Tabii ki plan yapacağız bir gün sonrasının bir ay sonrasının.. Ama bu planları yapacağız ve bitecek. Plan yaparken, ah öyle mi olsa, böyle mi yapsam, onu yaparsam bu olur, yok öyle olmaz gibi kaygılar endişeler içinde KAYBOLMAYACAĞIZ.

Çocuklarım da bu ‘presence’ halin içinde benimle birlikte bol bol bulunurlarsa  daha ne isterim ki onlarla ilgili ben!

Kardeşlerin bağlılığı..

IMG_9281Eren’le ilgili pek de yazmadığımı farkettim.

Can hakkında yazdıklarım senelerce benim hayatımda nasıl gelişmeler olduğunu anlatıyor, Eren için de bazı şeyler yazmalıyım. Eminim ki Eren ile ilgili yazdıklarım Can hakkında yazdıklarımdan çok farklı olacak.

Can küçükken daha farklı bir Nihan vardı, Eren küçükken çok daha farklı bir Nihan var.

Onlar büyüdüklerinde bu yazıları okuduklarında anlayacaklar annelerinin nasıl değiştiğini, geliştiğini, nasıl hayatı daha çok sevdiğini 🙂

Pazar günü Eren 2 yaşını bitirecek. İnanılmaz hızlı geçti göz açıp kapayıncaya kadar lafı çok klasik olacak ama doğru 🙂 ayrıca tüm hayatın göz açıp kapayıncaya kadar geçtiğini düşünürsem fena sayılmaz 🙂

Kendisi son derece keyifli bir bebekti, çocukluğa geçişi de çok keyifli yaşıyoruz. Duygusal hallere karşı çok daha esnek bir varlık var karşımda. İniş çıkışlara karşı daha dayanıklı bir çocuk Eren. Duygu hallerini çok ciddiye almıyor, gelip geçmesine izin veriyor. Fiziksel dayanıklılığı da yüksek, öyle herşeye ağlamıyor, takmıyor. İsteklerinde çok inatçı, bir şeye kafayı taktığında onu bir şekilde yaşaması gerekiyor, olamıyorsa da olamadığını gördükten sonra vazgeçiyor. Benim söylemem yetmiyor, kendisinin yaşaması gerekiyor, ikna edilmeye çok müsait bir çocuk değil.

Daha çok bebekken bile abisi ile aralarında müthiş farklar olduğunu görebiliyorduk. Gerçekten de büyüdükçe farklar açık seçik kendini gösteriyor. Bazı şeylerin doğuştan geldiğini görüyorum, ailenin yaklaşım tarzı bu farkları oluşturuyor olamaz. Çok daha farklı bir mekanizma var bu işin içinde. Aynı ailede büyüyen kardeşlerin birbirlerinden farklı karakterlerde olması. Ama bir yandan da bazı özelliklerinin çok benzemesi… Göreceğiz daha ileride neler yaşanacak aralarında 🙂

Kardeşler küçükken ne kadar çok güzel anı biriktirirlerse büyüdüklerinde o kadar bağlı oluyorlarmış birbirlerine.. ne kadar doğru!

Birbirlerine kızsalar kavga etseler de (sabrımın yettiği kadar tabii 🙂 ) izin veriyorum onlara, birlikte birşeyler yaşasınlar yeter ki, çünkü kavga da etseler sonra barışıp eğlenmeye devam ediyorlar. Bol bol anı biriktirme dönemi….

Let’s live in the now…