Tag: moment

Yaptığın İşi Şimdiki AN’a taşımak

Her ne iş yapıyor olursam olayım tüm varlığımla o iş’in içinde olmak..

Bir fincan çay içeceğim, yerimden kalkıp mutfağa gidiyorum, dolabı açıp fincanımı çıkartıyorum. Su ısıtıcısının düğmesine basıyorum, su kaynamaya başlıyor sesini duyuyorum. Tıkır tıkır tıkır… Sonra çayımı çıkartıyorum fincanıma koyuyorum, sonra sıcak suyu yavaşça fincana boşaltıyorum. Harika bir duygu. Oturuyorum ve fincanıma uzanıyorum alıyorum ve yavaşça dudaklarıma değdiriyorum, bir yudum alıp tekrar yavaşça yerine koyuyorum. Çayın aromasını hissediyorum. Ne kadar hoş bir tat… Her anın içindeyim, çayımı hazırlarken yaptığım tüm ufak şeylerde, tüm varlığımla oradayım…zihnim iki dakika sonra içeceğim çayda değil..

Diğer bir örnek, evde otururken, aklıma gelen bir kitaptan birkaç sayfa okumaya karar veriyorum. Kitap yatak odasında. Yerimden kalkıyorum ve kitabı almaya yatak odasına doğru yürüyorum. Koridorda yürürken kitabı düşünmeden, yalnızca koridorda yürüyorum tüm varlığımla koridordayım, zihnim kitapta değil. Ne zaman ki kitabı elime alıyorum, o  zaman tüm varlığımla kitaptayım.

Ufak pratikler, ancak çok etkili..

Artık Yazmalıyım..

Kaç gündür yazmıyorum çünkü değişim dönüşüm günlerindeyim… öyle bir başladı ki aniden habersiz çat kapı !

Nasıl anlatacağımı bilemiyorum ama diyeceksiniz ki, insandaki değişim dönüşüm hiç bir zaman bitmiyor ki, yeniden başlasın.. evet öyle gerçekten ama bazı dönemler daha bir fazla dalgalanıyor içimdeki okyanuslar, bazı dönemler daha sakin durgun..

Herşey bir tane kitabı elime alıp okumamla başladı fakat işin sırrı kitapta değil ki, benim için doğru olan zamandaydı..

Zamanların ve mekanların doğru bir şekilde çakıştığı ve insanın farkındalığında pick yaşadığı dönemler vardır. Kimi zaman bir insanla yaptığın sohbet tetikler kimi zaman bir kitap kimi zaman bir olay kimi zaman bir şarkı kimi zaman bir tatil ne olursa olsun..

Buna dikey yönde daha çok yaşamak da demek istiyorum yani gerçekten geliştiğin ve DEĞİŞTİĞİN zamanlar…

Bu zamanlar belli bir dönem sürebiliyor mesela birkaç yıl.. Sonra dönüp baktığında evet diyorsun bu dönem benim için farklıymış.. Zormuş ama dikey yönde daha çok yaşamışım..

Sonra bir durgunluk başlıyor. Sanki bir sarkaç gibi bir ileri bir geri salınan bir mekanizmasın..

Bir şeyi YAPMAK ile Bir Şey OLMAK arasında çok fark var..

OLMADAN önce yaşadığın deneyimleri yapmak olarak nitelendirebilirsin.

Ama “yapma”lar bittiği zaman işte o zaman başlıyor herşey..

Herşey ne?

Mucizeler…

Ama mucize değil bu sana mucize gibi gelen şey senin olmuş halin…

 

Çocuk sosyalleşme süreci ve ana okulu

Üç-dört yaşlarında çocuklar birbirlerinin oyunlarına katılmadan, arkadaşları ile yan yana oyunlar oynarlar. Bu başkaları ile ilişki kurmanın ve sosyalleşmennin ilk adımlarıdır. Bizlerden sürekli onur kırıcı, baskı koyucu, yön belirleyici yaklaşımlar gelir. “Hadi çocuğum oynasanıza, bak ne güzel kardeş, hadi bakayım arkadaş olun…” Halbuki bu dönem “yan yana” oyun dönemi değil. Aynı cinsin davranışları yan gözle izlenir.

diyor Sabiha Paktuna. Her zamanki gibi muhteşem söylemiş çünkü çocuk beyniyle ve çocuk algısıyla yaklaşarak bakıyor olaya..

Bir yetişkin gibi baktığında nasıl da herşey ters gidiyor oysa.. Bütün mücadele bundan kaynaklanmıyor mu yetişkinin çocuğunu bir an önce kendi gibi yapmaya çalışmasından?? bir an önce paylaşsın, bencil olmasın, olgun olsun, sözden anlasın, kendi isteklerini arka plana atmayı bilsin, beklemeyi bilsin, acele etmesin ooooooo milyonlarca istek…. ve bu konuda yapılan beyin yıkama operasyonları süreeerr gider…

bir gün gelir ve çocuk artık annenin söylediği gibi olmaya başlar, anne gurur duyar kendiyle, çocuğumu eğittim!!… ‘bak şunun çocuğu hala annesiyle inatlaşıyor, bak şunun oğlu hala şımarık sürekli kendi dediği olsun istiyor, eğitememişler çocuklarını’ der!!

O çocuklara bakınca içim cız ediyor… O susmuş.. susturulmuş çocuklara…

O küçücük bedenlerinde büyük büyük davranışlar içinde olan çocuklara…

Gözlerdeki o ışıltı bastırılmış, o soru sorma içgüdüsü kaybolmuş çocuklara, o bencil olma arzusunu bastırmak zorunda kalan çocuklara,

o su birikintilerine atlama isteği kalmamış çocuklara…

Sabiha Paktuna okuyun… içtenlikle öneririm..