Tag: OSHO

EYLEMDE FARKINDALIK

Uyuya kalmış bir adam hiçbir şeyde bütün olamaz.

Yiyorsun tamamen orada değilsin; bin tane şey düşünüyorsun bin bir tane rüya görüyorsun,

yalnızca mekanik bir şekilde kendini tıkıyorsun.

Erkeğinle veya kadınınla sevişiyorsun belki ve tamamen orada değilsin.

Belki de başka kadınları düşünüyorsun, kadınınla sevişiyor ve başka kadınları düşünüyorsun. Ya da belki pazarı düşünüyorsun ya da satın almayı düşündüğün şeylerin fiyatlarını ya da bir arabayı ya da bir evi ya da bin bir tane şeyi, ve mekanik bir şekilde sevişiyorsun.

Eylemlerinde bütün ol -ve eğer bütünsen- farkında olmak zorundasın;

hiç kimse farkında olmadan bir bütün olamaz. Bir şey yiyorsan, sadece yiyorsun,

tam olarak şimdi buradasın. Yemek her şey: Yalnızca kendini tıkamıyorsun, keyif alıyorsun. Ruh, beden zihin sen yiyorken uyumlu ve ahenk içerisinde, varlığının bu iç katmanında derin bir ritm var.

Yemek bir meditasyona dönüşür, yürümek bir meditasyona dönüşür, yemek pişirmek bir meditasyona dönüşür,

odun kesmek bir meditasyona dönüşür, kuyudan su taşımak bir meditasyona dönüşür. Küçük şeyler dönüştürülür.

Onlar ışıltılı eylemler haline gelir.

OSHO

Çocuğumun YAŞAMASINI istediğim EN ÖNEMLİ ŞEY…

….bu ayrım! Ya bu dünyaya ait olacaksın ya da öbürüne, seç bakalım! Ve seçtiğin anda bir şeyi ıskalarsın. Ne seçersen seç kaybedeceksin.
Ben diyorum ki seçme. Ben diyorum ki, ikisini beraber yaşa. Elbette bunu yapabilmek beceri gerektirir. Birini seçip ona göre yaşamak kolaydır. Her aptal bunu yapabilir-hatta sadece aptallar böyle yapar. Bazı aptallar bu dünyaya, bazı aptallar da öbür dünyaya ait olmayı seçiyorlarlar. Zeki insan ikisini birden yapmak ister. İşte sanyas bu anlama gelir. Her ikisine de sahip olabilirsin – bu zekadır.

Uyanık, zeki, farkında ol. Ritmi algıla ve onunla hareket et, seçim yapmadan. Seçimsiz halde farkında ol. Her iki uç noktayı da yaşa. Yüzeyde çelişkili gibi duruyorlar, ama değiller. Aslında birbirlerini tamamlıyorlar. Aynı ibre bir sağa, bir sola gidiyor. Onu sağda veya solda fikslemeye kalkma; öyle yaparsan aleti bozarsın. İşte şimdiye kadar yapılan budur.

Yaşamı tüm boyutları ile kabullen.

(OSHO’dan paradoksu kucaklamak üzerine)

ya çok bu dünyaya aitiz -hırs, kibir, kıskançlık, anksiyete-  ya da hiç bu dünyaya ait değiliz -pasiflik, mücadelesizlik, boşvermişlik, depresyon-
her isini birden yapabilmek zekadır diyor.. aslında hepimizde olan ama tezahür ettirilemeyen..

Ben çocuğuma bir parça bile olsa -kendim bizzat uygulayarak- bunu gösterebilirsem, yaşamına aktarmasına vesile olabilirsem…
ne mutlu bana..
ne mutlu bana..

OSHO’dan çocuk üzerine..

Anne baba koşullandırması dünyadaki en büyük köleliktir. Bu tamamıyla ortadan kaldırılmalıdır. Sadece o zaman insan, ilk defa, gerçekten özgür, hakikaten özgür, sonuna kadar özgür olacaktır, çünkü çocuk insanın babasıdır. Şayet çocuk yanlış bir şekilde büyütülürse o zaman tüm insanlık yanlış yöne gider. Çocuk tohumdur. Şayet tohumun kendisi zehirlenmişse, bozulmuşsa, o zaman özgür bir insan bireyi için hiçbir umut yoktur, o zaman bu rüya asla gerçek olamaz. Kişilik senin içinde, senin doğanın içinde anne baba, toplum, din adamı, politikacı ve eğiticiler tarafından üretilmiştir. Onların tüm amacı her çocuğu, kurumsallaşmış olan topluma uyum sağlayacak şekilde sakatlamaktadır, her çocuğu mahvetmektedir. Bir korku vardır: Şayet çocuk en başından itibaren koşullanmadan bırakılırsa o öylesine zeki, öylesine tetikte ve farkında olacaktır ki onun tüm yaşam tarzı bir başkaldırı olacaktır. Ve hiç kimse asileri istemez; herkes boyun eğen insanlar ister. Anne babalar boyun eğen çocukları sever ve unutma ki boyun eğen çocuk en aptal olandır. Başkaldıran çocuk ise zeki olandır ama ona saygı duyulmaz ya da o sevilmez. Öğretmenler onu sevmez, toplum ona saygı göstermez; o kötülenir. Ben ise senin çocuklara saygı duymanı isterim.
OSHO-Çocuk / Kendin Olma Özgürlüğü (Children Freedoom to be Yourself)

Muhteşem Bir Yazı- ANNELİK ÜZERİNE

Osho on Mother duty in Child Upbringing

Question : How can I fulfil my duty as a Mother?
Osho : Don’t think of it as a duty. One tends to think of it as a duty sooner or later, and the day you think of it as a duty, something dies, something of immense value disappears; the relationship is broken. Think of it as a celebration. The child is a gift from god. Be respectful to the child… not just loving but respectful also. If there is not respect, then love becomes possessive; if there is respect, how can you possess? You cannot possess somebody you respect. the very idea is ugly, disrespectful.
To possess a person means to reduce the person to a thing. And once the child is your possession, you are burdened. then it is a duty to be fulfilled, and then mothers talk for their whole lives about how much they have done.
A real mother will never say a single word about doing, and not only that she will not say: she never feels that she has done it. She has enjoyed it; she is obliged to the child. It is not only the birth of the child: simultaneously you are born in a new way, the mother is born.