Tag: Tatil

Çocuklar büyürken..

DSC_0779İki kardeşin aralarında 5,5 yaş var. Tabii ki onların keyfini en çok anneanne dede ve tüm ikinci nesil akrabalar doya doya yaşıyor..

Anne baba ise büyütmenin sorumluluğu altındayken, bu sorumluluğu çoğu zaman aşırı önemseyip sevinci kaçırıyorlar hayattaki. Yaydıkları enerjinin etkisini kaçırıyorlar. Yaşama sevincini göremiyorlar çocuklarının gözlerindeki.

Gelecek kaygısı ne kötü.. Bir sonraki anı beklemek hep bir sonraki anı bekleyerek hayat geçirmek ne acı verici. Şu anda, bir saat sonra ne yapılacağını düşünüyorum, yarım saat sonra, beş dakika sonra veya bir sene sonra ne olacağı hakkında düşünüyorum, ne yapacağım ne düşüneceğim, nerede olacağım, ne yiyeceğim, ne konuşacağım hakkında kafa yoruyorum. Zihnimin akışına kapılmışım maalesef, maalesef .. Zihnimin yaptığı yorumlar aslında kaygılandıran. Durumun kendisi değil…. 

Gelecek diye bir şey yok… O hiçbir zaman gelmeyecek.. Sadece ama sadece şu an var. Ve şu anımda beni kederlendirecek, beni üzecek hiçbir şey yok aslında.. Tam şu anımda hiçbir problemim yok.. Şu anımda sadece huzur var..

Tatil kareleri, bir hafta mıydı bir gün müydü sahiden?

2015 susesi

Merhaba,

Susesi’ndeydik.. İki oğlan, 7 ve 2 yaş.. giderken kendi adıma beklentim sıfır düzeyindeydi doğal olarak 🙂 Zaten kendim için bir şey yapma beklentim yıllardır yok… yine doğal olarak 🙂 Bu halin uzun vadede bana kazandırdıkları ayrı yazı konusu olur.. “Self hipnoz” durumundan çıkmak bunun adı.. Çoğu insanın kendini daima hipnoz halinde tutmak yaşamak dediği şey.. ama yaşamak bu değil… ve o hipnoz halinden çıkmak çok zor olsa da buna değer…

Tatilimizin güzel geçmesi, aylardır denizi göremememizle çok ilgiliydi bence :)) sadece denizin kenarında olmak bile yeterdi belki bize!

Ailenin tüm bireylerinin arzu ettiği şeyi bulduğunu söyleyebilirim, babamız yetişemediği çeşitte yeni damak lezzetleri keşfetti, büyük oğlum futbol stadında, su kayaklarında, havuzda denizde kendini kaybetti, ejderha dövmesi yaptırdı havalara uçtu, küçük oğlum açık havada koşturdu, kumlarla oynadı, küçük su şelalerini seyretti hayranlıkla, bende hepsinden azar azar yaşayıp çocuklarımın tatil yapmalarını keyifle seyrettim.

Masmavi gökyüzünün masmavi denizle birleşmesi, ve gözlerimin alabildiği tüm alanın bununla dolması harika bir şey. Genişleten bir şey. Genişliyorsun hissi. Birkaç aydır sadece gökyüzüne bakmayı keşfettim. Bulutlu olduğu zaman özellikle. Onu hiç bir şey düşünmeden, yorum yapmadan seyretmek… ben ilk kez yaptım birkaç ay önce.. ve daha önce hiç yapmadığımı anladım.

🙂 life is now 🙂

Susesi 2015

IMG_8891

Ne kadar özlemişim denizi seyretmeyi…

Bulutsuz bir gökyüzü ile birleşmiş kocaman masmavi denizi seyrettim. Oturup sadece seyretmek ne kadar iyi geldi..

Denizden uzak kalmak çok şeyi değiştiriyor, bunu denizden uzak yaşayanlar daha iyi hissedebilirler galiba..

Çoluk çocuk olmasaydı çok daha derinleşirdim çok daha arındırırdım zihnimi ama buna da şükür gerçekten, bu kadar olması bu an için yeterliymiş..

Assos Tatilimiz – 1

Merhaba,

İkinci ve son tatilimizden geçtiğimiz Cuma günü döndük.

Tatil yerimiz ile ilgili ayrı bir yazı, Can ile ilgili ayrı bir yazı ve ailecek yaptıklarımız ile ilgili ayrı bir yazı gelecek, bakalım kısmet ne zamana…

Fotoğraflarımız da harika bu arada ..

Assos’a gidiyoruz

Taşlar diyarı, büyülü Assos

Behramkale, antik çağdan günümüze kadar gelen ismiyle Assos, Kuzey Ege’nin en büyüleyici köşelerinden biri… Buraya taşlar diyarı da diyebiliriz. Yöreden çıkan taşlar sadece Athena Tapınağı’nda değil ayşe teyzenin evinde, Assos otellerinde de kullanılmış. Köy, sit alanı olduğu için orjinalliği korunmuş.

Assos’da sanki çağlar öncesinde yürüyorsunuz… Sokaklar aynı, evler aynı, Tanrıça Athena hala tepeden seyrediyor sanki sizi. Limanda balıkçılar ağlarını temizlerken antik limanın sütunlarını görmek heyecan verici. Midilli Adası ise tam karşınızda, evlerin ışıkları seçilebilecek yakınlıkta..

Assos etrafındaki koylar ise gizli bir cennet sanki. Denize girmek ve sakin bir tatil yapmak isteyenler için birebir…

şeklinde yazılar okuyorum web sitelerinde.  İlk defa gideceğim için de ayrı bir heyecan sardı beni.

Olanlar oluyor işte. Olanın içinde en olduğun haliyle yaşar gidersin …

Bodrum Tatilimiz..

Bodrum tatili hem eğlenceli hem de öğreticiydi 🙂
Aralarında sadece 9 ay olan iki velet biraraya geldi, biri üç buçuğu bir ay geçmiş, diğeri üçü doldurmasına 2 ay kalmış.. Ebruyla birbirimize bakakaldığımız anlarımız bir hayli fazlaydı :))

Zaten sürekli birbirimize yazdığımız için ben Denizi biliyordum o da Canı biliyordu ve aşağı yukarı çocuklarımız birbirine benziyordu doğrusu! Ama yine de sürprizler yaşattılar bize 🙂

Belki de benzedikleri için; tam anlaştılar derken dalaştılar, tam birbirleriyle alakaları yok derken birlikte oynamaya başladılar! hiç bir kefeye konmadı bunların ilişkisi!

🙂

 

 

Can havuzda yüzerken, “deniiizzzz bana bakkk bana bakkk” diye bağırıp duruyordu,
Deniz annesi yemek yedirmek için onu dışarı çıkardığında “can nerde can nerde” diye soruyordu, biraraya geldiklerinde bir bakıyorduk hiç alakaları yok! Odada koltuk zıplamaları ve bir iki koşu yarışı  dışında pek bir ilişki göremedik doğrusu.

🙂

Ben bir kardeş mevzu bahis olduğunda bir annenin nasıl zıvanadan çıkabileceğine dair bir fikir edinmiş oldum

🙂

Ve de neden hiçbir yerde bizim gibi iki arkadaşın küçük çocuklarını alarak bir arada tatil yapmadığını da anlamış oldum. Ve kendimizle gurur duydum aslında. Sıradan iki annenin bu yaşlarda iki çocukla tatil yapması ve gülerek ve onaylayarak ve eğlenerek tatil yapması pek mümkün gözükmüyor.

🙂

Kendimiz için sıradışı mı demek istiyorum evet sıradışıyız… sıradışı anneleriz biz… çocukların çocuk olduğunun farkında ve onların sonuna kadar kendilerini ifade etmeleri için her yolu arayan anneleriz, çocukların hareketlerini çocukların beyniyle anlamaya çalışan anneleriz, çocukların ihtiyaçlarını şikayet etmeden kendi ihtiyaçlarımızın önüne çekebilecek farkındalıkta anneleriz…

işte bu tatilden hafızamda kalanlar … şimdilik 🙂

Voyage Sorgun Tatilimiz..

Oğlum denize, oyuna, ilgiye, sevgiye kısacası her dilediğine doysun niyetiyle, babamızı bile Ankara’da bırakıp çıktığımız tatiller, amacına ulaşıp sona erdi.
Gerçekten de yalnızca ve yalnızca onun için çıkılmış tatillerdi. Annesi, yıllarca haftasonu tatillerinden başka bir tatile çıkmamış, bu tatiller de hep tekne üzerinde geçmiş, bırakın beş yıldızlı tatil köylerini üç yıldızlı otelleri bile sadece gece uykusunda kullanmış bir kişiykennnn, oğlu doğunca birden bire ultra herşey dahil olaylarına girmiş bir anneye dönüşmüş durumda 🙂
Kendimizi Side’de bu tarz bir otele atıp, on gün boyunca hiç çıkmadık. Can’ın sıkılmaması için herşeyin mevcut olmasına çok dikkat etmiştim ama onun bütün mutluluğunun yine benimle ve yine benimle birlikte olmak olduğunun tabii ki farkındaydım. Otel imkanları sadece bir araç oldu bizim için. Bu arada anneannemiz de bizi yalnız bırakmayınca ben de çok fazla bunalmamış oldum çok şükür. Can’ın kendi isteğiyle beni bıraktığı tek isim anneanne şu anda.. Anneannemizin de hiç şikayeti yok bu durumdan 🙂 Can’ın büyümesindeki katkıları giderek artıyor. Kulak problemimiz yüzünden biraz keyfimiz kaçtıysa da tatilimiz çok güzel geçti. Denize girmesi gerekirken havuzu tercih etmesi hariç herşey çok güzeldi. Ben çocuk olsam ben de havuzu tercih ederdim! kulaklarım sorunluymuş da, geniz etim büyükmüş de bana ne! havuzun keyfi var mı başka bir yerde!
Havuzda olmadığımız zamanlardaysa kedilerin peşinden koştu, bol bol balık yedik, lunaparkta eğlendi, mini club da çocuk parkında ağaca tırmadı, denize taş atma, kovalamaca, saklanbaç derken derken geçiverdi on gün. Bu arada otel doktoruna da muayene olmadan geçmedi küçücük tatil!!

Her ne kadar on-yirmi gün bana çok az gelse de, geçen sene bunu da yapamamıştık.
Bu sene on gün Side’de ve on gün de Bodrum’da hiç olmazsa tatil yapmış oldu.
Oğlumun yalnızca tatillerde denizi görmesi aslında hiç hoşuma gitmiyor ben onun deniz kenarında büyümesini arzu ederdim.. fakat kendisi bizzat Ankara’da doğmayı seçmiş bir varlık olduğu için bana kızmak düşmez tabi ki 🙂
Sonuçta üç buçuk yaş tatilimizin iyi-kötü anılarıyla evimize döndük.