Okul öncesi ..

Ne zaman başlamalı?

Okul öncesi eğitimden söz etmeden önce, erken uyaranın zararlarından söz etmek gerekir. Şöyle ki; nasıl henüz yürüme yeteneğini kazanmamış bir bebeği erken bastırmak yürüme sistemlerini zedelerse, zihin yapılarında henüz gelişmemiş sistemlere bir uyaran vermek de beyni zedeler. Buradan yola çıkarak öncelikle erken eğitimin ne olması gerektiği tartışılmalıdır.Erken eğitim yazı öğretmek okumayı öğretmek bilgi yüklemek anlamında ise bu erken uyarandır. Okuma ve yazma yeteneği için gereken dikkat mekanizmaları 4. yaştan itibaren gelişmeye başlar. O da önce ses, yani hece kavramı daha sonra 6. yaştan itibaren de grafik, yani yazı kavramı kazanılır. Kaldı ki 6. yaşta pek çok çocukta fizyolojik yani doğal bir disleksik süreç görülebilir.
O halde okul öncesi eğitim ne olmalıdır?
Bunun için çocuk beyninin okul öncesi dönemde ne olduğuna bakmak gerekir. Yukarıda 0-3 yaşın kendine özgü sensori-motor dönem olduğu çocuğun ağlatılmadan yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesinin gerektiğinden bahsetmiştik ki, bu dönem zihin ve zeka yapıları ancak bu emniyet zemininde filizlenir.Dört yaş çocuğu diğerlerini fark etmeye ve onların zihinlerini okumaya başlar. İşte geleceğin kendini ve diğerlerini yönetebilen yani lider bireyinin temel taşı budur. O nedenle bu dönemde aynı yaştaki çocukların YÖNETİLİP YÖNLENDİRİLMEDEN bir arada yaşayabilmelerine olanak verebiliyor olmak bu dönemdeki eğitimin esası olmalıdır.

Beş yaş çocuğuna gelince, bu dönemde beyinde gelecekteki olağanüstü şartlara adaptasyonun alt yapısı oluşmaktadır. Bu çocuklukta ortaya çıkan hayal gücüdür. Çocuğun hayal gücü ile yalan karıştırılmamalıdır. Bu dönemde dürüst olmak adına çocuğa gerçekler verilmemelidir. Bu dönemde eğitimin esasını da çocuk beyninin bu gücünü geliştirecek sistemler oluşturmalıdır. Burada istenen teknolojiye başvurulabileceği gibi çocuk dağ tepe değişik mekanlara götürülerek hayal gücünün gelişmesine katkıda bulunulabilinir.

Demek istediğim okul öncesi eğitim kağıt-kalem-bilgi döngüsünün erken yaşa çekilmesi asla değildir.

Sevgilerimle,

Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin

http://www.sabihakeskin.com/makale11.html

You may also like

1 comment

Leave a Comment